search
top

Vatansızlar

Bir Aile Nasıl Parçalanır?

Afganistan’da doğmuş; fakat Türkmenistan’da yaşamaya mecbur kalmış bir gencin acı hikâyesidir anlatacağım. Farit Afganistanlı; fakat Afganistan’ı bilmiyor. Çocukluğundan bu yana hiç görmemiş doğduğu yerleri. Anne babasını ancak hayalinde canlandırabiliyor. Anne ve babasından bahsederken gözleri dalıp gidiyor ufuklara. Belli ki içten içe çok özlüyordu.
Orta boylarda, kıvırcık saçlı, geniş yüzlü, kalın alın çizgilerinde yılların yorgunluğu görülen, gülünce dişlerinin seyrekliği hemen fark edilen, içeri doğru göçmüş gibi çukur gözlerinin elası net olarak belirgin bir Afgan delikanlısı Farit.
Afgan-Rus Savaşı’nda, Ruslar tarafından ailelerinden koparılan ve bir daha ülkesine dönemeyen binlerce Afganlı çocuktan sadece bir tanesidir Farit. Savaş sırasında Ruslar binlerce (sayısı kesin bilinmiyor.) çocuğu alarak Moskova’ya oradan da Sovyet yönetimi altındaki diğer ülkelere dağıtırlar. Bu çocuklar sosyalist olarak yetiştirildikten sonra Afganistan’a yönetici olarak atanacaklardır. Çocuklar ailelerinden koparıldıktan sonra bir daha aileleriyle irtibat kuramamışlar. Gönderildikleri ülkenin yetim yurtlarında ana-baba şefkat ve sevgisi görmeden büyümüşler. 1990’da Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla bu proje de amacına ulaşamamış. Çocuklar ise bulundukları ülkelerde kimsesiz yapayalnız kalmışlar. Bu arada Afganistan’a Taliban hâkim olmuş, Afganistan’a da dönmeleri mümkün olmamış. Çocuklar Afganistan’a gidip ailelerini araştırıp bulma imkânına da sahip olmadıkları için bulundukları ülkede kalmışlar. Fakat bulundukları ülkenin pasaportlarını da alamamışlar. Birleşmiş Milletlerin pasaportunu taşıyorlar. Yani onlar vatansız. Vatansız olarak yaşıyorlar.
Yaşadıklarını ve hissettiklerini Farit’in kendisinden dinleyelim: “Afganistan’ın Kabil şehrinde doğdum. Babamı küçük yaşta kaybettim. Annem ben dâhil toplam altı çocuğa bakmaya çalışıyordu. Maddi durumumuz iyi değildi. Ruslar okutmak için çocuk topluyordu. 1984 yılında annem okumam için beni Ruslara verdi. Ruslar benim gibi on bin çocuğu Afganistan’dan SSCB’yi oluşturan cumhuriyetlere getirdiler. Hepimizin ortak özelliği ya ailemiz yoktu veya ailemiz son derece fakirdi. Ben Tacik asıllıyım. Bu on bin çocuğu SSCB’yi oluşturan cumhuriyetlere dağıttılar. Ben Tacikistan Cumhuriyeti’nde ilkokula başladım. Okulumuz Rus okuluydu ve yalnızca Rus dili ve kültürü üzerine öğrenim gördüm. İlkokul altı yıl idi. İlkokulu tamamladıktan sonra lise üç yıldı. Teknik Lisenin motor bölümünü 1993 yılında bitirdim. Rus yapısı arabalar üzerine bilgi sahibi oldum.
Bize okulda okurken ileride Afganistan’a tekrar döneceğimiz ve üst düzey görevlere getirileceğimiz söylenmişti. Benim gibi SSCB’ye gelen on bin öğrenciden yaklaşık iki bini, aile veya kendi istekleri üzerine geldikten kısa bir süre sonra Afganistan’a geri döndüler. Ruslar geri dönmek isteyenlere engel olmuyorlardı.
1993 yılında liseyi bitirdikten sonra Afganistan’a dönmem mümkün olmadı. Çünkü Afgan mücahitleri, Afganistan’ı ve Afgan yönetimini ellerine geçirmişlerdi. Bazı arkadaşlarımız Afganistan’a geri döndüler, fakat aldığımız haberlere göre onlar tutuklanmışlar. Arkadaşlarımızın tutuklanma sebebi, Afganistan’ı yönetenlerin bizleri Ruslaşmış ve Rus ajanı olarak değerlendirmeleridir. Gizlice Afganistan’a giden arkadaşlarımız, Afganlı yetkililer tarafından kolaylıkla tespit ediliyor. Rusça bizim ana dilimiz gibi olduğu için Afganistan’a giden arkadaşlarımız Rusça’yı kullanmak istemeseler de farkında olmadan, cümlelerine Rusça kelime karıştırınca yakalanıp hapse atılıyorlar. Afganistan’a dönmek mümkün olmayınca benim gibi binlerce Afganlı vatansız kaldı.
1993 yılında Tacikistan’da iç çatışmalar ve savaşlar başlayınca Rusya Federasyonu’na gitmeye ve oraya yerleşmeye karar verdim. Önce Özbekistan’a oradan Türkmenistan’a geldim. Param olmadığı için Rusya Federasyonu’na gidemedim ve Türkmenistan’da çalışmaya başladım. Önce T.C. Millî Eğitim Bakanlığı’nın Aşkabat’ta açmış olduğu Aşkabat Türk İlköğretim Okulunda hizmetli statüsünde çalışmaya başladım. Evim olmadığı için okulda yatıyordum.
Nisan 1999 tarihinde bir Türkmen ile evlendim. Şimdi eşim ve ben, eşimin annesinin evinde kalıyoruz. Mayıs 1999 tarihinden itibaren Mir Pazarı’nın olduğu yerde Türkler tarafından açılmış olan “Kitaş” isimli süper markette çalışıyorum.”
Farit Malik Muhammed, Afganistan’da kalan annesi ve beş kardeşi ile ilgili olarak da şu bilgileri aktarmaktadır: ”Tacikistan’da okurken ailemle mektupla haberleşebiliyordum. Tacikistan’dan ayrıldıktan sonra ailem ile bütün bağım koptu. Onlarca mektup yazmama rağmen hiç bir cevap alamadım. Kâbil’e ticaret Maksadıyla giden Türkmen tüccarlara ailemi ziyaret etmelerini ve bana haber getirmelerini söyledim. Fakat Kabil’den gelen tüccar dostlarım bana savaş sırasında evimizin yıkılmış ailemin oradan ayrılmış olduğunu ve nereye gittiklerini kimsenin bilmediğini söylediler. Hâlâ mektup yazıyorum ve Afganistan’a gidenlere ailemi aramalarını söylüyorum. Şimdilik bir netice alamadım. Ama, eminim bir gün onlardan bir haber alacağım. Onları görmekten geçtim, bari haberlerini alabilsem yeter.”
İşte Farit Malik Muhammed ve onun gibi binlerce dünün Afganlı çocukları, bugünün ise vatansız gençleri. Bunlar Sovyet sisteminin yetiştirdiği ve muvaffak olduğu yeni Afgan insan tipidir. Ailelerinden kopmuş, ülkelerinin kabul etmediği, vatansız kalmış, bir yaprak gibi eski SSCB’yi oluşturan cumhuriyetlere savrulmuş insanlar. Farit’e Türkler yardımcı oluyorlardı. Firma sahipleri iş veriyor. Okulda yapılacak iş olduğunda o çağrılıyordu. Düğününe öğretmenler de maddi ve manevi destek olmuşlardı. Daha sonra duyduğuma göre bir de çocukları olmuştu Afganlı Farit’in.

Yorum Yapın

You must be logged in to post a comment.

top