search
top

Varsakların Katıldığı Bazı Savaşlar

3. Varsakların Katıldığı Bazı Savaşlar

Varsakların tarihî seyrine genel olarak bakıldığında ya Memlûklülerin yanında süvari, ya Karamanlıların yanında Osmanlıya karşı kılıç kuşanan veya bir derebeyin piyadesi olarak savaştıkları görülür. Varsak adı, daha çok Karamanoğluları Beyliği ile gündeme gelmiştir.
I. Murat’ın 1360’lı yıllarda Avrupa’da yaptığı fetihler, Karamanoğlu Beyliği’nde kıskançlık yarattı. Karamanlılar Ankara Ahîlerini de yanlarına alarak topraklarını genişletmek için karşılarında bir engel olarak gördükleri Osmanlı’ya karşı 1361 yılında ittifak yaptılar. Bu ittifaka Varsak ve Turgut gibi bazı Türkmen boyları da katıldı. Müttefikler Bursa ve İznik önüne gelerek taarruz yapmak istediler, fakat I. Murat’ın aldığı tedbirler sayesinde hüsrana uğradılar. Osmanlı-Karamanoğlu arasındaki mücadele ilk olarak 1387’de savaşa dönüşmüştü. Bu ilk savaşta Sultan I. Murat ile Karamanoğlu beyi Alâeddin Ali Bey, Konya önlerinde karşılaştılar. Karamanoğlu ordusunda Varsaklar da bulunuyordu. Alâeddin Ali Bey, Varsak birliklerini ordusunun sağ koluna yerleştirmişti. Yapılan bu savaşta Karamanoğlunun kuvvetleri, Osmanlının eğitimli ve tecrübeli kuvvetleri karşısında dayanamadı ve mağlup olarak geri çekildiler. Her fırsatı değerlendiren Karamoğlu Alâeddin, 1392 yılında Sultan Bayezid Rumeli’nde gaza yaparken bunu fırsat bilerek bir gece ansızın Anadolu Beylerbeyi olan Demirtaş Bey’i kıskıvrak yakaladı. Sonra onu Konya’da hapsettirdi. Bayezid’in Rumeli gazasından zaferle döndüğünü öğrenince Demirtaş’ı hemen serbest bıraktırarak gönlünü alma yoluna gitti. Yine Osmanlı, Rumeli’nde fetihlerde bulunurken bunu fırsat bilen Karamanoğlu Alâeddin Ali Bey, Ankara’yı ele geçirdi. Bunun üzerine Yıldırım Bayezid ile Alâeddin Ali Bey arasında 1397 yılında Akçay Savaşı çıktı. Bu savaşta Varsaklar Karamanoğluları safında yer alıyordu. Her zamanki gibi Karamanoğluları yine mağlup olup çekildiler.
Bayezid’in 1402’de Timur’a mağlup olmasıyla Timur, Karamanoğlu Mehmet Beyi Bursa hapishanesinden çıkartmış ve Karaman vilayetini ona vermişti. 1406 yılından sonra Karamanoğlu Mehmet Bey, Bursa’ya yürüyerek 31 günlük kuşatmadan sonra şehri ateşe verdi. Bu, Çelebi Mehmet’i çok kızdırdı. Bunun üzerine Osmanlı kuvveti 1414’de Konya önüne geldi. Burada yapılan savaşta Karamanlılar yine mağlup olarak dağıldılar. Ancak pes etme niyetinde değillerdi.
Varsakların kendi aralarında da zaman zaman kanlı çatışmalar oluyordu. Örneğin 1440 yılında Ramazanoğlu Beyi Eylük, Adana ve Misis’e hâkim olmuştu. Bu bey aynı yıl Kahire’ye giderek Halep valisi âsi Tanrı-Birmiş’e yardım eden Varsak beylerinden Musa’nın cezalandırılması hususunda Sultan Çakmak’ı tahrik etti. Eylük’e emirlik görevi verdikten sonra, Halep valisine, Eylük için istediği yardımda bulunmasını emretti. Halep valisi ona Binbaşı Hoş-Geldi kumandasında yüz atlıdan oluşan bir kuvvet verdi. Eylük de Ramazanoğlu ve Özerli Türkmenlerinden atlı ve yaya olmak üzere binden fazla adam toplamıştı. Yapılan kanlı çatışmada Varsak Beyi Musa, Ramazanoğlu Beyi Eylük ve yardıma gelen Hoş-Geldi öldüler. Bütün mallar Varsak askerlerinin eline geçti.
Karamanoğluları iktidar hırsından bir türlü vazgeçmedi ve Pir Ahmet ve Kasım Bey zamanında da Osmanlı ile mücadeleleri devam etti. Kasım Bey Varsakların yanında diğer Türkmen aşiretlerinin de desteğini alarak Osmanlıyla mücadeleye başladı. Dönemin padişahı Fatih Sultan Mehmet Han, Karamanoğlularını ortadan kaldırıp onlara destek veren Varsakları da itaat altına alarak Anadolu’da tam olarak Türk birliğini sağlamak düşüncesiyle 1466 yılında Mahmut Paşa’yı Varsaklar ve Turgutlar üzerine 60 bin kişilik bir kuvvetle gönderdi. Pir Ahmet ve Kasım Bey Fatih’in ordusuna en çok güvendikleri Konya Ereğli’de yaşayan Varsak aşireti beylerinden Adalıoğlu Paşa Bey ile birlikte karşı koyacaklardı. Osmanlı kuvvetlerinin üzerlerine geldiğini haber alan Türkmenler Bolkar Dağı ve Tarsus tarafına çekilerek Memlûk sınırına geçtiler. Osmanlı kuvveti, Memlûk sınırını ihlal etmek istemediğinden onları takip etmedi. Bu sefer de Karamanoğlu problemi halledilemedi. Fatih, 1469 yılında bu kez Rum Mehmet Paşa’yı gönderdi. Karaman’a giren Rum Mehmet Paşa halka çok acımasız davrandı. Cami, türbe, medrese ne ele geçirdiyse hepsini yağmaladı. Sonra Varsaklar üzerine yürüdü. Bu sırada Varsakların başında bulunan Hüseyin Bey (Uyuz), Varsak süvarilerinden topladığı kuvvetiyle dar bir geçitte Rum Mehmet’in yolunu kesti ve üzerine saldırdı. Çıkan savaşta Rum Mehmet Paşa’nın askerlerinin ancak yarısı kurtulabildi. Rum Mehmet Paşa’nın Karaman ve Ereğli’den gasp ettiği bütün mal ve para Hüseyin Bey komutasındaki Varsak Türkmenlerinin eline geçti. Bu seferden bir yıl sonra Kasım Bey, birçoğu Varsak boyundan oluşan Türkmenleri yanına toplayarak Osmanlıyla tekrar mücadeleye girdi. Bunun üzerine Fatih, Karamanoğluları üzerine İshak Paşa’yı gönderdi. Kasım Bey ve Varsaklar, yüksek dağ eteklerine çekilerek İshak Paşa’nın saldırısı karşısında direnmeye çalıştılar. Varsaklar, 1471 yılındaki İshak Paşa’nın şiddetli saldırısına karşı Bolkar Dağı’na sığınarak kendilerini koruma altına aldılar. Fatih’ten sonra, II. Bayezid zamanında Bayezid ile Cem Sultan arasında başlayan iktidar mücadelesinde Varsaklar, Kasım Bey ile birlikte Cem’in yanında yer aldılar. Osmanlının içinde bulunduğu bu kritik durumdan yine yararlanmak isteyen Kasım Bey, yanındaki Varsak ve diğer Türkmenlerle birlikte Konya’ya yürüdü. Karaman Valisi şehzade Abdullah ve Beylerbeyi Hadım Ali Paşa’yı Mut yakınında mağlup ettiler. Ancak bu, devamı olan büyük çaplı bir başarı değildi. Cem Sultan gayesine ulaşmak için Konya’da toplayabildiği kadar Karaman, Varsak ve Tugutlu boylarından kuvvet topladı ve bunları Gedik Nasuh Bey komutasında İnegöl üzerinden Bursa’ya gönderdi. Yapılan savaşta iki bin kişilik Bayezid kuvvetlerinden çok azı kurtulabildi. Cem ile Bayezid arasındaki Yenişehir Savaşı’nda Varsaklar yine Cem tarafında yer aldılar. Ancak Cem’in yanında yer alan Varsaklar, Cem yenilip Mısır’a gitmek için yola çıkması üzerine Bolkar Dağları’nda (Varsak Hüseyin Bey) Cem’e saldırdılar. Çünkü Cem onları yarı yolda bırakmıştı.
Osmanlı-Akkoyunlu Savaşı’nda Akkoyunluları destekleyen Varsakların bir bölümü Otlukbeli Savaşı (1473)’ndan sonra Uzun Hasanla birlikte İran’a giderken diğer bölümü de Fatih’e bağlılığını bildirerek Anadolu’da kaldı.
Osmanlı, Varsak Seferi için geniş bir hazırlık yaptı. Osmanlının bu hazırlığını dikkatle takip eden Memlûk Sultanı Kayıtbay, tedbir almakta gecikmedi. Yapılan plana göre Davut Paşa Bolkar Dağı’ndan, Hadım Ali Paşa Tarsus canibinden, Sinan Paşa Ulaş-Yurdu tarafından Varsaklara saldırdılar. Osmanlı gücü karşısında duramayacaklarını anlayan Varsak boy beyleri Davut Paşa’nın huzuruna gelerek itaatlerini bildirdiler. Fakat Varsakların birliğini Davut Paşa bozdu. Varsakları denetim altına alan sadrazam Davut Paşa, bunların büyük bölümünü Tarsus Mersin dışında Karaman, Kırşehir, Antalya, Aydın ve Maraş yörelerine sürdü. Sürgüne gönderilen Varsaklar bu şehirlere yerleştiler. Bu sürgünle yapılan dağıtım, Varsak boyunun gücünü bir daha birlik olamayacak ölçüde kırdı.
Memlûklüler tarafında kalan Varsak boyları fırsat buldukça (Varsak ve Turgutlular) Osmanlı topraklarına akın düzenliyorlardı. Bu akınları önlemek için II. Bayezid Hersek-oğlu Ahmet Paşa’yı görevlendirdi. Memlûk ordu komutanı Emir Özbek’in emrinde olan Varsaklarla Ahmet Paşa’nın kuvvetleri 1486 yılında Adana civarında karşı karşıya geldi. Yapılan savaşı Emir Özbek kazandı ve Ahmet Paşayı esir aldı. Osmanlı bu savaşın kaybedilmesinden Varsakları sorumlu tuttu. Çünkü Osmanlı onları çok iyi tanıyordu.
1488’de Adana yakınlarında yapılan Ağa Çayırı Savaşı’nda yine Varsakların da içinde bulunduğu Memlûk kuvvetleri Osmanlılara büyük kayıplar verdirdi. Hatta Osmanlı karargâhına kadar ilerleyerek karargâhı yağmaladılar. İki Müslüman devletin birbiriyle savaşması İslam dünyasında rahatsızlık yarattı ve iki devlet arasında 1491’de bir anlaşma yapıldı. Bu anlaşmada Çukurova kentleri (Tarsus ve Adana) Memlûklara bırakılarak Külek Boğazı iki devlet arasında sınır kabul edildi. Böylece Varsakların Çukurova’da yaşayanları Memlûkların hâkimiyeti altında kaldı. Ancak Bolklar Dağı’nda yaşayan Varsaklar, yapılan anlaşmaya rağmen 1500’de Karaman sipahilerinin devlete karşı başlattıkları isyan hareketine katıldılar. Bu isyanı bastırmak için Şehzade Ahmet ve şehzade Şehinşah harekete geçtiler. Osmanlı kuvvetlerinin yaklaşması üzerine Varsaklar, Bolklar Dağı’nın sarp yamaçlarına çekildiler. II. Bayezid Mora Seferinden döndükten sonra bu meseleyi kökten halletmek için 1501 yılında Mesih Paşa’yı görevlendirdi. Varsaklar Mesih Paşa’ya karşı direnemeyeceklerini anlayınca Paşayla anlaşma yoluna gittiler.
Yavuz Sultan Selim, Safevîleri mağlup ettiği Çaldıran Savaşı (1514)’ndan dönerken Safevîlerin sınır kalelerinden olan ve Varsaklardan Muhammed Bey’in komutanı olduğu Kemah Kalesi’ni de almıştı (1515). Bu Varsak Bey’i, Osmanlılara teslim olmayarak emrindeki üç yüz Varsak askeri ile ölünceye kadar savaşmıştır. Şah İsmail’in ordusunun öncü kuvvetlerini oluşturan süvari komutanlardan biri de Varsak Yusuf Beydi. Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail arasında cereyan eden Çaldıran Savaşı’nda bazı Varsaklarla kimi Türkmen aşiretleri Şah İsmail’in saflarında yer aldılar.
1800’lü yıllara gelindiğinde artık Varsaklar, Kozan Varsak ağalarıyla beraber hareket ediyordu. 1832 yıllarında Mısır Ordusu, Kavalali Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa idaresinde Kozan’ı geçerek Feke yakınlarına geldi. Onları bu sarp bölgede karşılayan Doğu Kozan Ağa’sı müthiş bir bozguna uğrattı. (1833). Mısırlı İbrahim Paşa, Selim Paşa ismindeki kumandanını Kozan’ı/Sis’i almak üzere görevlendirdi. Kozan kısa zamanda Mısırlının eline geçti. Doğu Kozan’ın Ağası olan Samur Ağa, İbrahim Paşa’ya bağlılığını bildirirken, Merkezi Belenköy /Feke olan Batı Kozan Ağası Çadırcı Mehmet, Mısırlıya karşı geldi. Bütün Kozan dağlarını yönetimi altına almak isteyen İbrahim Paşa, Samur Ağa’yı Kozan Bey’i görevine getirdi. Çadırcıyı da bertaraf etmek için Bekir Ağa adında birini görevlendirdi. 1835 yılında yaşanan çatışmalarda Mısırlının kuvvetleri Feke dağlarında Çadırcı Mehmet tarafından hezimete uğratıldı. 1850 yılında Çatalbaş Mustafa Paşa Kozanoğluları üzerine bir askerî harekât düzenledi. Kozanoğluları bu fırkayı ansızın basarak perişan ettiler.
Savaşı bir eğlence gibi gören Varsaklar, bazen tamamen duygusal davranarak da savaşa girdikleri olmuştur. Örneğin 1877-78 Osmanlı-Rus Harbi sonunda, Rus Orduları İstanbul yakınlarına kadar gelince İstanbul’da yaşayan bazı aileler Anadolu’ya doğru göç etme hazırlığına başladı. Onların içinde mecburi ikâmet için İstanbul’a sürülen Kozanoğlu Ahmet Paşa da vardı. Ahmet Paşa hükûmetten izin alarak Konya’da bulunan akrabalarını ziyaret etmek üzere yola çıktı. Ahmet Paşa’nın Konya’ya geleceğini duyan bir grup Kozanlı, Konya’ya giderek onu ısrarla Kozan’a davet ettiler. Duygusal davranarak bu ısrarı geri çeviremeyen Ahmet Paşa, hükümetten izin almaksızın Kayseri ve Develi üzerinden Adana sınırına ulaştı. Sonra Belenköy/Feke yoluyla Kozan Dağları’na indi. Ahmet Paşa’nın geri gelişi bölge insanı üzerinde büyük bir heyecan yarattı. Ahmet Paşa’nın geldiğini duyan Kozan’ın ileri gelenleri, aşiretleri ve köylüleri toplanıp onu karşılamaya gittiler. Bu arada Kozan’ın Sancak Bey’i Abdülkadir Kemali Bey’e, Ahmet Paşa’nın devlete isyan edeceği haberi iletildi. Bunun üzerine Kemali Bey, acele olarak Adana Valisi Ziya Paşa’nın huzuruna gitti. Aldığı bilgileri valiye anlatarak acilen tedbir alınmasını istedi. Ziya Paşa hemen harekete geçti ve birkaç Osmanlı Paşa’sını askerleriyle birlikte Kozan Dağı’na gitmek ve isyanı bertaraf etmek üzere yola çıkardı. 1878 yılının Eylül ayında Ahmet Paşa’nın askerleriyle Osmanlı kuvvetleri, bu gün Kozan Barajı’nın bulunduğu yerde, Kilgen Çayı civarında karşılaştılar. Ahmet Paşa’nın Varsaklardan oluşan askerleri Osmanlı Ordusu karşısında birçok kayıp vererek dağıldılar. Ahmet Paşa ve ileri gelenler yakalanarak Divan-ı Harbe sevk edildiler. Bir grup Kürt’ün Ahmet Bey’i kışkırtmasıyla çıkan bu savaşta Varsaklar, 200 yaralı yanında 75 ölü vermiştir.

Yorum Yapın

You must be logged in to post a comment.

top