search
top

Varsaklar ve Şeyh Cüneyt

5. Varsaklar ve Şeyh Cüneyt

Varsak Türkmenleri, Oğuzlara mensup çeşitli boyların birleşmesinden oluşan bir teşekküldü. Bu teşekkül oba, cemaat (aşiret), taife ve boyların birleşmesiyle oluşuyordu. Obalar birleşerek aşireti, aşiretler birleşerek taifeyi, taifeler de birleşerek boyları oluştuyordu. Tarsus Sancağı’nda; Kusun, Ulaş, Kuştemur, Esenlü, Gökçelü, Elvanlu ve Orhan Beğlü boyları Varsakları oluşturuyordu. Bu teşekkül içinde Alevilik düşüncesini benimseyen Varsaklar da vardı. Bu düşünce Varsaklar arasında nasıl oluşmuştur?
Azerbaycan bölgesinde Safeviyye (Erdebiliyye) tarikatının şeyhi olan Şeyh İbrahim vefat edince yerine oğlu Cüneyt (1447-1460) geçmek istedi. Fakat amcası Cafer onu aşırı fikirlere kapıldığı ve gerçek niyetinin siyasal iktidarı ele geçirmek olduğu gerekçesiyle o sırada Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da hüküm süren Karakoyunlu Hükümdarı Cihanşah’a şikâyet etti. Kendisi de Şii eğilimli olan Karakoyunlu Hükümdarı Cihanşah, tarikat mensuplarının çoğalmasından ürktüğü için Şeyh Cüneyt’in Erdebil’i terk etmesini istedi. Erdebilde kendine yer olmadığını anlayan Şeyh Cüneyt, Erdebil’i terk ederek Osmanlı topraklarına geldi.
O dönem Osmanlı Padişahı II. Murattı. Şey Cüneyt, II. Murat’a bir heyet göndererek kendisine Kurt Beli mevkiinin verilmesini ve irşadına burada devam etmek istediğini bildirdi. II. Murat Şeyh Cüneyt’in inanç ve fikirlerini bildiği için “Bir tahta iki padişah fazladır” diyerek müsaade etmedi. Osmanlı topraklarında da kendine yer bulamayan Şeyh Cüneyt, Karamanoğlularına sığındı. Sedreddin Konevi’nin dergâhında misafir olarak kalırken girdiği bir tartışma sonucu oradan da ayrılmak zorunda kaldı. Sonra Toroslarda yaşayan Varsak Türkmenlerinin yanına gitti. İnanç ve fikirlerini buralarda yaymaya çalıştı.
Şeyh Cüneyt’in ehlisünnet itikadına aykırı fikirleri olduğu hususunda Karamaoğluları Bey’i İbrahim, uyarıldı ve bunun üzerine İbrahim Bey, Şeyh Cüneyt’i yakalayarak hapsetmeleri için Varsaklara haber gönderdi. Şeyh Cüneyt bu arada Antakya tarafına geçti ve Cebl-i Arus’da bir tekke kurarak fikirlerini orada yaymaya başladı. Şeyh Cüneyt buradayken onu ziyarete birçok Varsak Türkmen’i geliyordu. İşte bu dönemde Varsaklardan Alevilik düşüncesini benimseyenler oldu.
Şeyh Cüneyt, Yesevi öğretisine sahip olan Türkmenler arasında kendi fikirlerini çok kolay yayma imkânı buldu. Çünkü Türkmenlerin çoğu Yesevi kaynağından aldığı sözlü bilgileri yaşamlarının bir parçası hâlinde taşıyorlardı. Ehlibeyt sevgisi ve Hz. Ali muhabbeti bu yaşam tarzının temelini oluşturuyordu. Bu insanlar, göçebe bir hayat yaşadıkları için medrese eğitiminden uzak kalmışlardı. Bu olumsuzluğa merkezden uzakta kalmaları, merkezde itibar görmemeleri ve horlanmaları gibi olumsuzluklar da eklenince göçebe Türkmenler, bir arayış içine girmişlerdi. Bu sırada Şeyh Cüneyt’in ortaya çıkması ve kendilerine değer vermesi onları Şeyh’e oldukça yaklaştırdı.
Sünni Müslümanlar Cüneyt’in Cebl-i Arus’daki faaliyetlerinden de rahatsız oldular. Yapılan şikâyet üzerine Kahire Sultanı bir kuvvet gönderdi ve 70 kadar müridi öldürüldü. Şeyh Cüneyt, “Beni arayan Canik’te bulur.” diyerek burayı da terk etti. Canik’te 3 yıl kadar kaldı ve topladığı müritleriyle Trabzon Rum Devleti’ne saldırdı. Bu arada Fatih de Trabzon’a bir ordu sevk etti. Burada da tutunamayacağını anlayan Şeyh Cüneyt, Diyarbakır’a Uzun Hasan’ın yanına gitti. Uzun Hasan, Karakoyunlu ve Osmanlıya karşı Cüneyt’in silahlı müritleri gücüne güç katacağı için Cüneyt’in gelişini memnuniyetle karşıladı ve sarayında ona yer verdi. Daha sonra Uzun Hasan’ın kız kardeşi Hatice Begüm ile evlendi. Bir zaman sonra Erdebil’e dönerek müritleriyle Çerkezlere saldırırken Şirvan Hâkiminin topraklarını izinsiz kullandığı için Şirvan Hâkimi Halilullah, Şeyh Cüneyt’e savaş açtı ve Şeyh Cüneyt aldığı bir okla hayatını kaybetti (4 Mart 1460).
Daha sonra Şah İsmail’i destekleyenler arasında Varsakların da görülmesi, Şeyh Cüneyt Döneminde ona bağlananların hâlâ bu düşünceyle bağlarını sürdürdüklerini gösterir. Hem Safevi Devleti’nin kurulması sırasında, hem de daha sonraki yıllarda Anadolu’dan İran’a gruplar hâlinde göçler olmuştur. Bu göçlerin bir asır kadar sürdüğü hatta 18. yüzyılda bile bazı göçlerin olduğu ifade edilir. Kanuni Devri’nde bile Adana ve Tarsus bölgesinden birçok Varsak oymağı Safevi düşüncesine bağlı oldukları için İran’a göçmüşlerdir. Bunlar, Şeyh Cüneyt Anadolu’da iken çoğunlukla ona mürit olmuş oymaklardı. Safevi anlayışı, konar-göçer hayat tarzına sahip Türkmenler için cazip şartlar sunuyordu. Bu yüzden Türkmenler o düşünceyi benimsemiş ve Safevi Devleti doğmuştur.

Yorum Yapın

You must be logged in to post a comment.

top