search
top

Varsaklar ve Şah İsmail

6. Varsaklar ve Şah İsmail

Şah İsmail, aslında Şeyh Cüneyt’in Anadolu Türkmenleri arasında ekmiş olduğu tohumların meyvelerini topluyordu. Şah İsmail, yanında sadık birkaç yüz kişi ile müritlerini toplamak için Erzincan yöresindeki Saru-Kaya yaylasına geldi. Buradan etrafa adamlar göndererek müritlerinin yanına gelmesini istedi. Bu çağrı üzerine müritleri akın akın yanına geliyordu. Hatta bu münasebetle Dulkadir (Maraş-Elbistan bölgesi) ilinden bir gencin düğünü olmuştu, gerdeğe gireceği akşam haberi duymuş, gerdeğe girmekten vazgeçmiş ve hemen şeyhinin davetine icabet ederek Erzincan’a koşmuştu. Şah İsmail Erzincan’a gelip etrafına müritlerini topladığı (yedi bin) zaman Osmanlı tahtında II. Bayezid oturuyordu. Erdebil müritlerinin bir karışıklık çıkarmasından korktuğu için Bayezid, müritlerin şeyhlerine gelip gitmesine ses çıkarmamış ve oldukça müsamahakâr davranmıştı. İşte bu ihmalkârlık Safevi Devleti’nin kurulmasına zemin hazırladı. Şah İsmail’in Anadolu’ya gelmesi üzerine (1500) bir kısım Varsak daha Erzincan dolaylarındaki Şah İsmail’in yanına göç etti. Safevi hizmetine girmiş olan Varsakların çoğu, hassa askeri olan korucular arasına alınıyordu.
On beşinci yüzyılın ikinci yarısından itibaren Osmanlıda merkezileşme eğilimleri, bu zamana kadar bir yerde devamlı oturmayan ve vergi kavramını, disiplinli bir yerleşik hayatı tanımayan Türkmen zümrelerini derinden rahatsız ediyordu. Merkezî yönetimin bu zümreleri yerleşik hayata geçirerek daha çok vergi toplamak istemesi ve bu amaçla tayin edilen kısmen devşirme kökenli yöneticilerin tavizsiz tutumları Osmanlı ile göçebe Türkmenlerin arasını açmaya yetti. Bu yöneticilerin çoğu kendi çıkarlarını garantiye almak için göçebe Türkmenlerin hayat tarzlarını, adet ve geleneklerini, inançlarını aşağılıyordu.
İşte bu sosyoloji ve psikoloji içinde kenarda kalmış olan Türkmenlere Erdebil şeyhleri sesleniyordu. Göçebe Türkmenlerin Osmanlı tarafından ihmal edilmesi, onlara önem verilmemesi onları Safevi saflarına itiyordu. Dolayısıyla göçebe Türkmenler Safevi Devleti’nin kurulmasında başlıca amil oluyordu.
Şah İsmail rahat durmuyordu, Anadolu’ya gönderdiği Şii halifeler aracılığı ile kendi tarikatı lehine büyük propagandalar yaptırıyor ve sonuçta birçok Türkmen boyu Şah İsmail saflarına geçiyordu. Bunlar arasında diğer Türkmen boyları gibi Varsak boyu da Safevi Devleti’nin vurucu gücü hâline geliyordu. İran’a giden Türkmenler o derece çoktu ki bundan şah İsmail bile çekinmişti. Bu sebeple onları gruplara ayırıyor ve onlara birtakım sorular sorarak eliyordu. Bu Türkmenlerin İran’a yönelmeleri kendilerine yeterince ilgi gösterilmediğine ve bir takım haksızlığa uğradıklarına inanmalarıydı.
Devlet eliyle yerleşik hayata geçmeye zorlanan yarı göçebe Türkmenler, “kendilerini Osmanlı yönetiminin zulmünden kurtaracak bir ‘Mehdi’ bekliyordu. Bu Mehdi Şah İsmail şeklinde zuhur etti.” Hem de hiçbir kıymet verilmeyen bu Türkmen oymak ve beylerine, kendisi de Türkmen olan Şah İsmail büyük itibar gösteriyor, onları ordu komutanlığı, sipahi-valilik gibi önemli mevki ve makamlara tayin ediyordu. Şah İsmail’in bu yaklaşımı Türkmenleri ona daha da yaklaştırıyordu.
Ancak daha sonra Safevi Devleti’nde (I. Abbas) devşirmelerden asker yetiştirmeye başlanınca Türkmenler bir kenara itiliverdiler. Bu dışlanmışlığa tepki gösteren Türkmenlere Safevi Devleti, Osmanlıdan çok daha zalimce davrandı ve tümünü (Tekeler, Karacadağlılar) kılıçtan geçirdi.

Yorum Yapın

You must be logged in to post a comment.

top