search
top

Türkmenistan

Türkmen Bazarları (Türkmen Pazarları)

Aşkabat’ta her semtin sabit bir pazarı vardır. Pazarlar dikdörtgen şeklinde geniş bir alana kurulmuştur. Etrafı ve üzeri kapalıdır. Pazar çevresinin iç ve dışa bakan kısımlarına küçük dükkânlar sıralanmıştır. Rus pazarı, diğerlerinden biraz farklıdır. Etrafı oldukça yüksek ve iki katlıdır. İkinci katında da dükkânlar var. Bu dükkânlarda her şeye rastlayabilirsiniz. Örneğin bir dükkâna girdiğinizde elbise, ayakkabı, elektronik eşya ve benzerleri hep bir aradadır. Sadece bir tür üzerine satış yapan dükkânlar henüz yeni açılıyordu. Türkmenistan’da normal dükkânlara “magazin”, büfe şeklinde küçük dükkânlara da “kamerçeski” deniyor.
Türkmenistan’da pazara gittiğiniz zaman genelde kadınları görürsünüz. Pazara kadınlar hâkimdir denilebilir. Erkekler de vardır, fakat kadınlara oranla azdır. Pazarlarda, Türkiye’de satılan sebze ve meyvelerin hepsi mevcuttur. Her pazarın bir ismi vardır. Türkmenistan’ın başşehri Aşkabat’taki pazarların isimleri şöyledir:
• Mir pazarı
• Gündoğar pazarı
• Govdan pazarı
• Rus pazarı
• Teke pazarı
• Çöl pazarı
• Dışoğuz pazarı

Pazardaki meyvelerin bir kısmı Türkmenistan’da yetişirken bir kısmı da dışardan ithal edilmektedir. Portakal, muz, kivi, ceviz ve badem gibi kuru yemişler dışardan ithal ediliyor. Üzüm, elma, erik, kavun, karpuz, armut gibi meyveler Türkmenistan’da yetiştiriliyor.
Türkmen kavunundan yiyen her hâlde tadını hayatı boyunca unutamaz. Çünkü bu Türkmenistan’a özeldir. Sert, sulu ve şeker kadar tatlıdır. Anlatıldığına göre bu kavunların tohumu başka ülkelere götürüldüğünde özelliğini kaybediyormuş. Türkmen kavununun bu özelliği her hâlde Türkmenistan’ın hava, su ve toprağından kaynaklanıyordur.
Türkmen pazarlarının önemli bir özelliği de şudur. Pazara girdiğinizde bağırma çağırma duymazsınız. Türkiye’deki gibi malın reklamını yapmak veya biraz fazla satmak için kimse bağırmaz. Bu bazen çok ileri derece kendini gösterir. Örneğin bir şey almak için tezgâha yaklaştığında pazarcı bazen istifini bile bozmaz. Zannımca komünist sistemin teşebbüs ve kazanma duygusunu törpülediğinden kaynaklanıyordur. Çünkü o sistemde, dükkânda duran kişi, çok da satsa, az da satsa, ay sonunda alacağı para aynıydı. Dolayısıyla mağazadaki mal satılmış, satılmamış onun için çok önemli değildi. Bu, o dönemden kalan bir alışkanlık olabilir.
Diğer bir pazar da haftada iki gün (çarşamba ve pazar günleri) kurulan ve dünyanın sayılı açık pazarları arasında zikredilen çöl pazarıdır. Çöl Pazarı, Aşkabat’ın kuzeyindeki Karakum Kanalı’nı geçtikten sonra biraz ileridedir. Karakum kanalı, dünyanın en büyük kanallarından biridir. Ceyhun Nehri’nden beslenen bu kanal, Türkmenistan’ın su ve sulama ihtiyacını karşılar ve ayrıca çöle hayat verir. Nil, Mısır için nasıl hayat kaynağı ise Karakum da Türkmenistan için aynısıdır, denilebilir.
Çöl pazarında her türlü eşya alınıp satılıyor. Bir kesimde halı satılırken diğer bir kesimde kumaş, bir yerde araba satılırken başka bir yerde de elektronik eşyalar satılıyor. Bu pazarda akla hayale gelmeyecek (antika eşyalar dahil) pek çok mal çeşidinin alım satımına rastlamak mümkündür. Kısaca Çöl Pazarı’nda ne ararsan bulabilirsin.
Bu pazar, çölün ortasında geniş bir alana kurulmuştur. Etrafı surlarla çevrilmiştir. Pazarın büyük bir giriş kapısı vardır. Giriş kapısında asayiş için görevli polisler beklemektedir. Ancak surların birçok yerinden gedikler açılmıştır. Sur içi yeterli gelmediği için insanlar pazarın dışına taşmışlar.
Pazara ya özel bir araç kiralayarak ya da sabahın belli saatlerinde kalkan otobüslerle ulaşılmaktadır. Pazar sabah erken saatlerde kurulur, akşam geç saatlerde kapanır. Fiyatlar şehre göre daha uygun olduğu için insanlar bu pazarı daha çok tercih ediyor.

Yorum Yapın

You must be logged in to post a comment.

top