search
top

Türk Evi

“Türk Evi”nin meziyeti nedir; niçin eski evlerimizin önünden geçerken -artık içinde yaşamıyor, ara sıra önünden geçiyoruz!- “Ah keşke şurada yaşasam!” diye göğüs geçiriyoruz, buyrunuz maddeler halinde tahlil edelim:

1- Bu evler, “Komşuluk mesafesi ve mahremiyeti”ne dikkat eden bir mahalle anlayışı içinde topoğrafyada yerini alıyor. Mühim kısmı, ufak da olsa bahçelidir, hemen hepsinde avlu kısmı vardır. Ara sıra çıkmaz sokak yapar; bütün çıkmaz sokaklar tatlıdır, bize dairdir biraz…

2- Bu evlerin inşâsı kolaydır, pratiktir. Malzeme ve ustalar hazırsa, bir aya bile kalmadan temelden inşa eder, içine girebilirsiniz. Kapı ve pencerelerin “modüler” özellikte inşa edilmesi ve binanın ahşap iskeletle yükselmesi inşaat süresini kısaltır. Yangına karşı gevrek ve dayanıksız ama yeniden inşa ihtiyacına karşı çok esnek bir yapısı vardır.

3- Paşa konakları hariç, siz bilemediniz 40-50 metrekare üzerine oturan küçük binalardır; genellikle tek katla yetinmez, ikinci; nadiren üçüncü katlara doğru yükselir.

4- Esas meseleye geliyoruz: Arsası bugünün ölçülerine göre küçük olmasına rağmen evler geniştir. Niçin? Çünkü eski evlerimiz eşyasız değil, mobilyasızdır. Gelenek öyle kurulmuş ve çok isabetli kurulmuş.

a- Masa, sehpa, zigon, büfe, komodin, konsol vesaire yoktur, yer sofrası veya rahle vardır.

b- Koltuk, iskemle yoktur; sedir ve minder vardır.

c- Gardrop yoktur, çünkü gardrobu gerektirecek derecede fazla giyecek yoktur; gardrop yerine yüklük (Müsendire-musandıra) vardır.

d-Yatak odası takımı, 5-6 metrekarelik devâsâ yataklar, tuvalet masası da yoktur. Yatak-yorgan yatma saati geldiğinde (yatsıdan sonra) yüklükten çıkarılıp yere serilir (Zenginler iki kat), sabah katlanıp yüklüğe girer.

e- Teknik sebeplerden ev içinde sulu alan bulunmaz; çok çok, abdest almaya yarayan küçük bir yüklük (Cağ) vardır. Helâ alt katta veya bahçe içinde evden uzakçadır. Büyük temizlik için civardaki hamama gidilir; civarlarda da zaten daima bir hamam bulunur zaten!

f- Mutfakta tezgah olmaz, gerekirse sini kurulur. Buzdolabı olmadığı için yemekler dolapta saklanır ama bir gün için. Eskiden hanımlar evde oldukları için her gün taze yemek yaparlarmış, hayret! Mutfağın en belirgin elemanı ocaktır. Kaplar, raf ve kapalı dolaplarda saklanır. Kap sayısı az ve fonksiyoneldir. Birkaç düzineden azıyla yetinmeyen yemek takımı saçmalıkları, yüzlerce parçadan oluşan çatal-kaşık setleri, tencere tava takımları bulunmaz. Haliyle 12 kişilik yemek masası ve onların vazgeçilmez parçası 12 abulabut (Çoğu çirkin ve rahatsız) iskemle de yoktur.

Bir Türk evinde gözünüze çarpan ilk şey sadeliktir; sadelik, ferahlık ve genişlik hissi; hattâ alışkın olmayanlar için bu evler boş bile görünebilir. 6 metrekarelik odalar bile bu yüzden salon gibi geniş görünür. Eski evlerde işe yararlık (fonksiyon) önde tutulmuştur. Kullanılan bütün eşyalar, gerektiğinde bir kişi tarafından kaldırıp yeri değiştirilecek derecede hafif, portatif, esnek ve sayıca azdır. “Bayramda komşulara, Ramazan’da akrabalara ayıp olmasın” diye borç-harç alınıp yılda iki gün bile kullanılmayan ağır eşyalara hizmetçilik etmek, bizim gibi “akıllı” kuşakların icadıdır.

Alıntı ( Ahmet Turan Alkan, Zaman Gazetesi,15 Nisan 2012, Pazar)

Yorum Yapın

You must be logged in to post a comment.

top