search
top

O Köy Bizim Köy

BİZİM KÖY
Köyde hayat; ev, bağ bahçe, tarla ve hayvanlar arasındaki gidiş gelişlerden ibarettir. İşinden eve dönen insanlar genellikle akşam yemeklerini yedikten kısa bir süre sonra yatarlar. Çoğu zaman yatsı vaktini bile beklemezler. Yatsı namazını, sabah vakti girmeden kalkarak kılarlar. Köyde vakit, ya horoz ötüşüne ya da gökteki “Ülker”e (yedi yıldızdan oluşan bir yıldız kümesi) göre ayarlanırdı. Özellikle yetişkinler sabah vakti girmeden ayağa kalkmış olurlar. Yapılacak işler akşamdan belirlenmiş olduğundan sabah kahvaltıdan sonra herkes işine gider. Sabah kahvaltıda ya çorba içilir veya bulgur pilavı yenirdi. Çay yaygın değildi. Çay, ya ağır bir hastaya ya da gelen ağır bir misafire pişirilirdi. Bugün çorba ve pilav yerini şehirdeki gibi çayla yapılan kahvaltıya bırakmıştır.
Köyde çocuk, genç, yetişkin ve yaşlılar iç içe yaşarlar. Çocuklara “daha çocuktur, çocukluğunu yaşasın” düşüncesiyle yaklaşılmaz. Gücünün yettiği oranda muhakkak bir iş ve sorumluluk verilir. Ya kuzuları otlatır ya bahçede bostan sular ya da hayvanlara ot yolar. Özellikle yaşlılarla çocukların iletişimi ileri seviyededir. Yaşlılar çocuklarla çocuk olurlar, çocukları yarı şaka yarı ciddi konuşmalarla birçok konuda bilgilendirirler. Erkek çocuk, anne babasına soramadığı veya anne babasının kendine anlatamadığı birçok konuyu dededen öğrenir. Yine aynı şekilde kız da nineden.
Köyde gençler yetişkinlerin yardımcıları konumundadır. Yetişkinler kadar mahir olmasalar da onların yanında adeta stajlarını yaparlar. Tarla sürer, ekin eker, biçer, ceviz çırpar, saman çeker ve bunlara benzer köyün her tür günlük işlerinde çalışırlar.
Ailenin bütün iş ve sorumluluğu yetişkinlerin üzerindedir. Ailenin bütün çalışma planını ailenin yetişkini yapar. Yetişkin de ailenin en yaşlısına (baba, dede) danışır ve kendini onlara karşı sorumlu hisseder. Köyde bazı yaşlı kimseler bilge kabul edilir. Dolayısıyla ihtilaflı bir mesele olduğunda onların görüşlerine müracaat edilir ve tecrübelerinden yararlanılır. Akraba olsun olmasın yaşlı insanlara köyde herkes saygı gösterir. Ailede yaşlanan kişi genelde evin en küçük oğlunun yanında kalır. Çünkü büyükler evlenir, bir müddet baba evinde kaldıktan sonra onlara yeni bir ev yapılır. Evin son çocuğu için ise ayrı bir ev açılmaz. O babasının evinde kalır, yaşlı ebeveyn de onun yanında oturur.
Köyün hepsi Müslüman ve Türk’tür. Zenginlik fakirlik bakımından aralarında çok büyük fark yoktur. Siyasi yönden marjinal görüşler dikkate alınmazsa insanların geneli eski Demokrat Partisi çizgisindedir. Köyde fazla siyaset konuşulmaz. Köylünün sohbet konusu; genelde koyun, keçi, tarla, ekin bağ bahçe etrafında dolaşır.
Bugün köyün stabilize bir yolu vardır. Ancak sürekli ve düzenli bir arabası hâlâ yoktur. Haftanın belli günlerinde komşu köylere gelip giden minibüslerden yararlanırlar. Yol yapılmadan önce köylüler Kozan’dan (Adana) aldıkları eşyaları bir ciple (jeep) köye yakın bir noktaya (Pancarlı gediği, Gümüş tepesi) kadar getirirler, oradan atlarla eve taşırlardı. Bu mümkün olmadığı zamanlar Horzum’dan köye kadar hayvanlarla taşırlardı.
Köyde birçok iş imece usulüyle yapılır. Köy hayatında öyle işler vardır ki bir kişinin tek başına yapması mümkün değildir. Örneğin bir ev yapımı, çardak çatılması, yol yapımı ancak imeceyle gerçekleştirilebilir. Ayrıca bazı işleri tek başına yapmak uzun zaman alır. Örneğin ekin ekmek ve biçmek böyledir. İşi hafifletmek ve zamanı verimli kullanmak gibi sebeplerden dolayı işin büyüklüğüne göre ya komşular bir araya gelir veya köylüler birlikte hareket eder. Böylece güç birliği yapılır ve o işler hep birlikte kısa zamanda bitirilir.
Şu son senelerde köy kültüründe küçük de olsa bir değişim yaşanmaktadır. Çünkü köye buzdolabı, televizyon ve tüp gibi şehir kültürü girmeye başladı. Bu arada eski adetlerin birçoğu da kaybolmaya yüz tuttu. Onlar ileriki sayfalarda ayrıntılı olarak anlatılacaktır.
ekrem özbay, Oğuz Türkmen Boylarından Varsaklar,s. 93-94.

Yorum Yapın

You must be logged in to post a comment.

top