search
top

Köyümüzde Ev Çeşitleri

Köyde bütün evlere genel olarak “dam”, ev yapmaya da “dam tutma”, tabiri kullanılır. Ev harabesine ise “dam bozuğu” denir. Bu bağlamda köyde birkaç ev tipinden bahsetmek mümkündür. Örneğin, ailelerin barındığı kışlak ve yayla evleri bunların başında gelir. Ayrıca hayvanların barınması için yapılan ahır damlardan da bahsedilebilir. Yine bazı evlerin hemen yanına yapılan saman damı, bağ eşyalarını saklamak ve yağmurdan korunmak için inşa edilen küçük bağ damı, arısı olanların arılar için yaptığı küçük arı damları (arılık) da zikredilebilir.

1. Ailelerin Barındığı Evler

Köyde evler tek kat veya iki katlı (altlı üstlü) olarak yapılır. Duvarlar taş ve çamurla örülür. Evin üzeri ise toprakla kapatılır. Genelde kare şeklinde yapılan evler, sofa, misafir odası, aile fertlerinin kaldığı geniş oda, bir de eşyaların konduğu oda -ki çoğu evlerde samanlıktır- olmak üzere dörde bölünür. Banyo olarak bir odanın köşesi düzenlenir. Tuvalet ise evin dışında ve uzaktadır.
Köydeki bir evin inşası şöyle gerçekleştirilir: Önce ev yapılacak yer tespit edilir. Bu sırada ev yapılacak zemin; sağlam mı, toprağı gevşek mi, zeminde su var mı, ev; yola yakın mı uzak mı, güneş alır mı, almaz mı, poyraz vurur mu vurmaz mı bunların hepsine dikkat edilir. Sonra buraya evin büyüklüğüne göre eni bir, derinliği bir buçuk iki metre civarında olan hendekler “him” açılır. Köyden veya komşu köylerden çağırılan bir iki usta evin inşasını sonuna kadar yönetir. Bazen duvar örmesini becerebilen birkaç kişi birlikte çalışır. Ev yaparken imece usulü veya yevmiye ile işçiler çalıştırılır. İşçilerin kimi çamur yapar, kimi taş toplar kimi de ustaya yardımcı olur. Duvar örmede kullanılan çamur için toprağın “gev” denen özlü cinsi tercih edilir. Daha sağlam ve özlü olması için bazen çamura saman da karıştırılır. Bir evin inşasında balta, keser, çekiç, çivi, mala, çamur, sırık, mertek, direk, hezen, balyoz ve terazi gibi araç gereçler kullanılır.
Açılan temele önce bulunabilen en büyük taşlar yerleştirilir. Bu taşların üzerinden duvar örülmeye başlanır. Ustanın mahareti ördüğü duvarın düzgünlüğü ile değerlendirilir. Duvarın düz olması için dış cepheye gelen taşlar itina ile seçilir ve yerleştirilir. Yaklaşık bir veya iki metrede duvarın üzerine iç ve dış cephelerden gözükecek şekilde ince sırıklar uzatılır ve onlar da çivilenerek birbirine bağlanır. Sonra duvara bunların üzerinden devam edilir. Dış duvarların genişliği bir metre civarında olur. Odaların her birine şömine biçiminde birer ocaklık konulur. Ocaklık duvarın içine gömülmüş olarak yapılır. Ocaklığın iki kenarına büyük yassı köşe taşları yerleştirilir. “Puhare” denen baca duvarın içinden evin çatısına kadar örülür. İçine eşya koymak için ocaklığın kenarlarında duvara gömülü derince “pece”ler yapılır. Ayrıca her odaya iç kısmı aydınlatması için birer pencere “taka” konulur.
Ev tek kat ise duvarın yüksekliği iki, iki buçuk metre, iki katlı ise bu dört beş metreye kadar yükselir. Cephe duvarları tamamlandıktan sonra sıra evin üzerini kapatmaya gelir. Ancak önce direklerin dikilip ağaçların yerleştirilerek çatının tamamlanması gerekir. Evi boydan boya kaplayacak uzunlukta direkler üzerine ardıç veya sedir ağacından düzenlenmiş ve bir birine paralel birkaç tane ana kolon “hezen” konulur. Binen yükten hezenin kırılmaması için hezenle direkler arasına özel hazırlanmış ahşap yastıklar “çelik” yerleştirilir. Sonra bu kolanlar üzerine yirmi yirmi beş cm. kuturunda, yarım metre aralıklarla birbirine parelel ağaçlar dizilir. Ağaçların üzerine de bir birine kenetlenecek şekilde iç içe mertekler (çıtalar) itina ile yerleştirilir. Bunların üzerine de dökülen toprağı alta geçirmemesi için ya yapraklı dal ya da çam ağacının kabuğu “ceft”, dizilir. Son zamanlarda bunların yerine naylon serenler de vardır. Bu aşamadan sonra artık evin üzeri toprakla kapatılabilir. Toprakların kenarlardan yere dökülmemesi için kenarlara özel ağaçlar “serpene” yerleştirilir. Dökülen toprakların sıkışması ve kaynaşması için sulanır, sonra üzerine de “loğ” çekilir. Bütün bu gayretlere rağmen yine de yağmur ve kar yağdığında alta su geçiren evlere rastlanır. Bunu önlemek için her yağmur başladığında evin üzerine konulan loğ ile evin üzeri baştanbaşa loğlanır.
İki kat olarak yapılan evlerin birinci katı genelde büyük baş hayvanların (at, merkep, öküz, inek vs.) barınağı olarak kullanılır. İkinci katında ise aileler oturur.
İki katlı evlerin birinci katının zemini topraktır. Tavanda yapılan ağaçla işlemi ikinci kat için de aynen yapılır ve ağaçların üzeri çivilenen tahtalarla kapatılır. Hane sakinleri o tahtalar üzerine bir çul sererler ve yaşamlarını orada sürdürürler. Evin ikinci katına genelde ahşap bir merdivenle çıkılır.
Evlerin tuvaleti “helâ” dışarıda ve evlerden uzaktadır. Bir ağaç veya taş dibine dikilen dört direğin etrafı tahtalarla çivilenerek kapatılır. Üzerini bazı kimseler tahta veya teneke parçalarıyla kapatır, bazıları da açık bırakır. Kapısı tahtadandır ve iç taraftan direğe çakılan bir çiviye, yine iç taraftan kapıya çivilenen çengelli bir tel ile bağlanır. Bu aynı zamanda kilit vazifesi görür. Zemine konan ağaçlar üzerine de tahtalar döşenir ve birine klozet vazifesi görecek bir delik açılır.
Önceki yıllarda tuvaletlerin çok azı için tuvalet kuyusu vardı. Ancak yeni yapılan evlerde bazı kimseler tuvaleti evin içine sokmasalar bile evin saçağı altına kadar yaklaştırmışlar ve lağımı döşenen bir boru ile kazılan kuyuya aktarmışlardır.
Evlerin hemen hepsinin önünde veya yan tarafında bir “çardak” vardır. Yaylaya çıkamayan kimseler yazın bu çardaklarda oturur ve yatarlar. Çardaklar uzun dört direk üzerine kurulur. Çardaklar da imece usulü birkaç komşunun bir araya gelmesiyle birlikte yapılır. Ağaç özünden dört beş metrelik uzun dört direk hazırlanır. Bu direkler sağlam dört lata ile orta yerinden çivilenerek birbirine bağlanır. Sonra kısa aralıklarla lataların üzerine ağaçlar dizilir. Daha sonra da bu ağaçların üzerine tahtalar döşenir ve çivilenir. Bir iki köşeye de yatakların konulabileceği, oturulabilecek veya yatılabilecek sedirler yapılır. Sedirlerin üzerine minder ve yastıklar konularak oturulur. Çardağın etrafı özellikle küçük çocukların düşmemesi için ince sırıklarla “katıl” kapatılır. Direklerin en üst kısmı da dört ağaçla çivilenerek bağlanır ve üzerine ağaçlar dizilir. Sonra güneşten korunmak için çınar veya meşe ağaçlarının yapraklı dallarıyla kapatılarak gölgelik yapılır. Bazı kimseler çardağın üzerini yakındaki bir asma ağacını getirerek onun yapraklarıyla gölgeler. Bazı kimseler ise tavan kısmını da tahtalarla kapatır.

2. Yayla Evleri

Köylüler baharın gelmesiyle yaylalara çıkarlardı. Yaylada kaldıkları müddet içinde barınacakları ve eşyalarını koyacakları çardak (hayma) veya üzeri topraklı ev, tazında yapılar inşa ederlerdi. Fakat bunlar öyle muhkem yapılar değildi. Bazen hayma’nın altı ev, üstü de çardak şeklinde kullanılırdı. Bu yapılarda yatak yorgan, kap kaçak ve hayvanlardan aldıkları süt yoğurt gibi ürünleri muhafaza ederlerdi.
Günümüzde hayvancılığın bitmesiyle köylülerin yaylaya çıkma adetleri geçmişte kalmıştır. Ancak köyden ayrılıp şehre (Kozan) yerleşen ailelerin bazıları yazları bu yaylalarına tekrar çıkıyor. Bunların yaptığı evler eski evler gibi değildir. Bu yeni evlerin üzeri çinko tabakalarla kapatılıyor. Tuvalet ve banyo evin içine kadar girmiştir. Yaylaya çıkan bazı kimseler de yaptıkları evde duvar yerine iç ve dış evin her bölümünde ahşap tahta kutlanmakta, üzerini de çinko ile kapatmaktadır. Köyde küçük de olsa ev yapımında buna benzer değişiklikler yaşanmaktadır.

3. Hayvanların Barındığı Evler

Hayvanlar için yapılan evlere, ahır denir. Bu evlerin yapılması ailelerin barındığı evlerin yapılması gibi teferruatlı değildir. Bunlar derme çatma evlerdir. Bu evler için ciddi bir temel hazırlığı da yapılmaz. Kare veya dikdörtgen şeklinde yapılan evlerin arka ve yanları çamursuz kuru taş duvar şeklinde örülür, ön tarafı da genelde yere dikey sırıklar “dayama” ile kapatılır.
Bu tür evlerde pencere de yoktur. Dolayısıyla iç mekânı karanlıktır. Önde hayvanların gireceği kadar bir dar kapı bırakılır. Evin üzerine yine ağaçlar dizilir, onun üzeri de merteklerle kapatılır. Daha sonra da topraklanır.
Daha önceki dönemlerde yapılan tek katlı evlerin bir bölümünde hayvanlar barınırken diğer bölümünde aileler yaşarmış. Hayvanlarla aileler arası tahta veya dayamalarla bölünürmüş. Kışın soğuk günlerinde aileler hayvanların ısısından yararlanırlarmış. Günümüzde bu tür evlere artık rastlanmıyor.

4. Saman Evi

Saman evi, bazı evlerin yanında veya ahıra yakın bir yerde saman koymak için yapılan evlerdir. Bu evlerin akmaması için özel ihtimam gösterilir. Çünkü hayvanların bir kış boyu yiyeceği saman bu evlerde saklanır. Bu evin de penceresi yoktur. Önden bir kapısı bulunur, bazı saman evlerinde ise kapı direk ahıra açılır ve buradan samanlar alınır sonra hayvanlara dağıtılır.
Harmanlardan samanları taşıma zamanı gelince damın üstünden daire şeklinde bir delik açılır. Harmandan taşınan samanlar bu delikten damın içine dökülür. Bazen samanlar deliğin ağzına kadar yükselir, bu duruda bir kişi o delikten sanmalığa girerek dökülen samanı damın her köşesine dağıtır ve üsten tepeleyerek sıkılaştırır. Ancak samanlığın havasız olması, saman tozunun gözü, burnu ve nefes borusunu doldurması, bu işi yapan kişiye zor anlar yaşatır. Saman dökme işi bittikten sonra açılan delik yağmurlu havalarda su sızdırmayacak şekilde dikkatle kapatılır.

5. Bağ Evi

Bu basit bir ev türüdür. Genelde biraz meyilli bir yere yapılır. Daha çok iki direk üzerine iki lata uzatılır. Lataların üzerine ağaçlar dizilir onların üzeri de yapraklı ağaç dallarıyla kapatılır. Sonra da üzeri topraklanır. Bu tür evlerin arkası toprakla aynı seviyede olur. İki yanı tahta veya kuru taş duvarla kapatılır, genelde önü açık olur. Bu evler, üzüm toplarken, pekmez yaparken ve bağda kullanılan eşyaları koymak için kullanılır. Ayrıca sağanak yağışlardan korunmak için de bir sığınak olarak kullanılır.

6. Arılık

Arı evi, köyde arısı olanların yaptığı küçük ve basit bir ev çeşididir. Yanları ve arkası yığma taş duvar, üzeri toprak ve önü açık olan alçak bir yapıdır arı evi. Genelde rüzgâr almayan yerlere ön cephesi güneş görecek şekilde inşa edilir. Bu küçük evin içine arı kovanları konulur. Bu yapı altında arılar kar, yağmur ve soğuktan korunmuş olur.

Yorum Yapın

You must be logged in to post a comment.

top