search
top

köhne yıllar

Cayı Cennet Bolsun (Mekânı Cennet Olsun)

Yine ayrılık yine hüzün. Bir yavru daha yetim kaldı. Çocuklar için baba yaslandıkları bir dağ gibidir.  Bir öğrencimin daha dayanağı yıkıldı. Yine orta ikinci sınıfta okuyan Gülbahar adlı edepli, terbiyeli ve çalışkan bir öğrencim vardı. Onun da babası henüz genç yaşında (45) yüksek tansiyondan beyin kanaması sonucu vefat etmişti. Taziye için dört öğretmen arkadaş, bir akşam vakti evlerine gittik. Kapıda karşıladılar ve bizi genişçe bir salona aldılar. Salonda çekyat veya koltuk yerine yer minderleri vardı. Türkmenlerin evleri hep böyle mütevazıdır. Oturduk. Kur’an okudum ve dua ettik. Peşinden hemen çaylar geldi. Birer kâse çay içtik. Bu arada evin anası geldi. Daha 35-40 yaşlarında bir Türkmen anasıydı. Her şeyi yaptık; fakat kurtaramadık diyordu ve ağlıyordu. Çok hüzünlüydü. Konuşuyordu; ama bir taraftan da gözlerinden boncuk gibi yaşlar dökülüyordu. Böyle anlarda insan kendini o kadar çaresiz hissediyor ki teselli etmek için bile söz bulamıyor. Duadan başka yapabileceğimiz bir şey yoktu.

Beş çocuğu varmış. En büyük kızı Arap dilini bitirmiş. Sonra da evlendirmiş. Damat Suudi Arabistan’da okuduğu için kızı da oradaymış. Kendisi Çarcovlu, eşi Dış Oğuzluymuş. Dış Oğuz’a gömülmesini vasiyet ettiğinden naşı oraya götürüp defnetmişler. 28.4.2000   “İzi yarasın.”, “Cayı cennet bolsun” (Kabri cennet olsun.) dualarıyla ayrıldık. Sonra bu öğrencim Türkiye’de üniversiteyi kazandı ve evimize kadar ziyaretimize de geldi. En son ABD’de olduğu haberini aldım.

Yorum Yapın

You must be logged in to post a comment.

top