search
top

Masal Bakışlı Çocuklar

ALİ VE BABASI

Bahçeli şirin bir evde, Ali ve
Ailesi mutlu bir hayat yaşardı.
Ali bahçedeki çiçekleri seyrederken,
Güzelliklerine şaşardı.

Ali’ye nasıl anlatayım Allah’ı,
Diye düşünürken,
Babanın aklına şöyle bir fikir
Gelir aniden.

Gider reyhan tohumu,
Alır gelir çarşıdan.
Güzel bir yer seçer bahçede
Görülsün diye tam karşıdan.

Güzelce orayı çapalar,
Tohumları üçe böler,
A-L-İ harflerini özenle çizer toprağa,
Sonra tohumları oraya gömer.

Toprağa can düşer, tohum
Çatlatır kabuğunu toprağa girer.
Zaman ilerledikçe
A- L- İ harfleri yeşerir birer birer.

Birkaç hafta sonra bakılınca,
Fark edilir reyhanlar.
Ali bahçede gezerken bir gün,
Çiçeklerdeki farklılığı anlar.

Koşar babasına hemen,
Der, adımı biri ekmiş yere,
Baba, pek kulak asmaz.
Bunu kim yaptı, diye sorar Ali birkaç kere.
Baba:
-Oğlum o tesadüfen bitmiş,
Ali:
-Adım çiçek hâlinde kendiliğinden hiç yazılır mı?
Baba:
– Neden olmasın oğlum?
Ali:
-Adımın harfleri kendi kendine hiç dizilir mi?
Ali:
-Bunu bir yapan olmalı,
Tesadüfü aklım kabul etmez.
Bir araya gelip adımı yazmaya,
Tohumların aklı yetmez.
Baba:
-Doğru söylüyorsun oğlum,
Çiçekleri oraya ben ektim.
Günler sonra gördüğünde,
Ne düşüneceğini merak ettim.
Hiçbir şey kendiliğinden olmaz.
Elbette bir sebebi vardır.
Sanatların büyüklüğü,
Sanatkârın büyüklüğü kadardır.

Adın nasıl tesadüfen olmamıştır
Bu âlem de öyle.
Âlemdeki sanat ne muhteşem,
Ancak yüce yaratan yapar böyle.

Bak sevgili Aliciğim,
Her var olana biri, sebeptir.
Allah ise, sebeplerin sebebi
Sebepsiz sebeptir.
gonca dergisi,s 61,mayıs,2007.
…………………………………………………………………………….

ALLAH’I ANLATIYOR

Şahit Allah’a
Sema ve zemin.
Bilge olanlar
Bundan, tam emin.

Ay, Güneş, Yıldız,
Bütün zerreler,
Şaşmadan her an
Aşkla yüzerler.
Gökler dönüyor,
Hatta hücremiz.
Dönmeyen yok ki,
Görmesek de biz.

Kocaman dağlar,
Sanma ki durur.
Sessiz sedasız
Hızla hep yürür.

Gökte yıldızlar,
Hangi el asmış?
Onları asan,
Mührünü basmış.

Bunları yapan
Ne kadar yüce.
İnsanlar anlar,
Baksa iyice.

Bir bakıver sen
Kendi yüzüne,
Sonsuz bir sanat,
Dolar özüne.
8.4.06

…………………………………………………………………………………..
BABAANNEM VE TAVUKLARI

Babaannemin
Üç tavuğu var.
İşi, onlardır,
Akşama kadar.

Birinin tüyü,
Yer yer karalı.
Diğeri beyaz.
Biri, kınalı.

Tavuklar girer
Sofaya kadar.
Babaannem “Kış,
kış” der, kovalar.

Kaçar tavuklar,
Bahçeye çıkar.
Gıdaklayarak
Etrafa bakar,
Bu söz, bize mi?
Derler: “Bu ne iş
Bizim adımız
değildir, kış kış.”
Biri de bunu
Üstüne almaz.
Bahçeye çıkan
Orada kalmaz.

Derler ki:”Haydin
Geri gidelim.
Yaşlı kadınla,
Bir eğlenelim.”

Dillerinde ki
Hoş nağmelerle,
Tekrar giderler
Kopar velvele.
Baba annem,
Çileden çıkar.
Kış, kış demekten
Vallahi bıkar.

Zavallı kadın,
Bu kez çok kızar.
Ve tavuklarla
Sinirin bozar.

Gel, bili bili !
Gel, der ve tutar.
Sonra da bir bir
Kümese atar.

Tavuklar doğru
Kümese gider.
Baba annem de
Bir rahat eder.
21.9.2006

………………………………………………………………………………….
ÇOCUĞUM

Saçların ipek,
Yıldız gözlerin.
Konuşman çat pat
Şeker sözlerin.

Dertlerin biter
Annen gelince.
Güller açılır
Yüzün gülünce.

Ne bu gülücük?
Ağlarken demin.
Yüzündeki o,
Öpücük kimin?
7.05.07
…………………………………………………………………………………..
GÜL YAVRUM

Afacan bir çocuk,
Gözler sanki boncuk,
Ah daha tomurcuk,
Benim gül yavrum.

Akmasın gözyaşın,
Eğilmesin başın,
Bahar olsun kışın,
Benim gül yavrum.

Olmasın kederin,
Bana gelsin derdin,
Gül bahçesi yerin,
Benim gül yavrum.

13.05. 07

 …………………………………………………………………………………
GÖZLER

Yoktur pahası,
Organın hası
Gözler.
Paşa ve erin,
Herkeste derin
Gözler.
Kimine ayna,
Kimine mana
Gözler.
Kalbe giden yol,
Ne derindir şol
Gözler.
Güneşe gölge
Ateştir kalbe
Gözler.
Melül bakışlı,
Niyazdır, yaşlı
Gözler.
Bakarak dağlar,
Gönüller bağlar
Gözler.
Haktan inayet,
Her biri ayet
Gözler.
Engeller kalkar,
Perdesiz bakar
Gözler.
Gerçeği gören,
Sırlara eren
Gözler.
İnsan’ın süruru,
Allah’ın nuru
Gözler.

25. 03. 2006

………………………………………………………………………………..

KARTAL

Kartal, her yerde
Yüksekten uçar.
Bırakır kendin,
Kanadın açar.
Süzülür gökte,
Yeri seyreder.
Avın görürse,
Alçaktan gider.
Küçücük gözler,
Çok keskin bakar.
Kartal avını,
Alır ve kalkar.
Sarp kayalara,
Yuvasın yapar.
Öyle sağlam ki
Giremez rüzgâr.
Kırmızı siyah,
Tüyleri parlar.
Tâ zirvelerde,
Tüylerin tarar.
Hürriyet… Kartal,
İkisi birdir.
Hürriyet işte,
Böyle bir şeydir.
30.04.06

……………………………………………………………………………………..

ÖĞRETMENİM

Çaresin çare-sizde,
Devasın cümle derde.
Sevinçte kederde
Sözümün bittiği yerde,
Sözüm oldun.

“Başarının sırrı çalışmak.” derdin,
Edep irfanı verdin,
Yoğurup benliğime girdin,
Eğriyi doğruyu gören,
Gözüm oldun.

Yol ayrımında kılavuzumdun,
Yolumu seninle buldum.
Cehalet dağında,
Gece karanlığında
Yıldızım oldun.

Gönlüm bunalınca,
Kalbim daralınca,
Derde dert ulanınca
Bana, ömrüm boyunca
Çözüm oldun.

14.05. 07
…………………………………………………………………………………

BENİM ANNEM

Dünyaya açtım
Gözlerimi, sen.
İlk konuşurken
Anne, dedim ben.

Daha minnacık
Çok ufacıktım,
Koydun beşiğe,
Sonra acıktım.

Ağladım orada
Usulca tuttun.
Verdin sütünü
Sonra uyuttun.

Gece yarısı
Tuttu sancılar.
Kahretti seni
Benim acılar.
Kalbimin içi,
Diyerek sardın.
Uykuya daldın,
Sarılı kaldın.
Benim gül annem
Hakkın çok annem,
Senin gibisi
Bence, yok annem. Haziran, 2006.

…………………………………………………………………………………..
MASAL BAKIŞLI ÇOCUKLAR

Evde çocuklar olmayınca,
Gurbete döner ev bazen.
Hayatın neşesi onlar,
Gönül bahçemizde gezen
Kuzumuz çocuklar.

Çocuklar baharımız,
Kaynar kanımız,
Kalbimizi ısıtır,
Yoksa donarız.
Yazımız çocuklar.

İncinmesi incitir bizi,
Tenini ipek sarsın isteriz.
Diken batsa eline,
Yüreğimizde hissederiz.
Sızımız çocuklar.

Büyüseler de, dertleri
Dert olur sol yanımıza.
Kolay silemeyiz onları
Yazılan alnımıza,
Yazımız çocuklar.

Bizi geleceğe taşıyan
Bir yol olur çocuklar.
Benliği işlenmeyince
Bir el olur çocuklar.
Özümüz çocuklar.
6.05.07

………………………………………………………………………………….

GÜVERCİNLER

Eyyup Sultan,
Sultan Ahmet,
Üsküdar’da
Der, “Ya medet!”
Güvercinler.

Söker şafak
Hular başlar
Tizden sonra.
Ses yavaşlar.
Kemerlerin
Her yerinden,
Hular çeker
Ta derinden
Güvercinler.

Her seherde,
Kubbelerde,
“Hu hu” derler
Camilerde,
Güvercinler,

Gün doğana
Kadar biter,
Hu sesleri.
Sonra gider
Güvercinler.
15.02.07
……………………………………………………………………………………….
ÖMER’İN ADALETİ

Bilir misiniz çocuklar,
Bir Ömer vardı.
Devlet başkanıydı ve
Her işte, adalet arardı.

Bir akşam, kıyafet değiştirdi,
Sokaklara çıktı.
Kimin ne derdi var diye
Dolaştı, ev ev baktı.
Gezerken bir evin
Önünde durdu.
Garip çığlıklar duydu.
Gitti ve kapıya vurdu.

Yaşlı bir kadın çıktı
Hali perme perişan.
Zavallıya vah desen
Dökülecek gözlerinden her an.

Ömer’i bir düşünce aldı,
Neden ağlar bu çocuklar?
Yüreği parçalandı,
İçinden dedi: “Belki de açlar”

Sordu Ömer: “Nedir bu haliniz?
Aşınız ekmeğiniz var mı?
Çocuklar niçin ağlıyor?
Halinizden halife haberdar mı?”

Yaşlı kadın dedi ki:
“Şimdi halife sıcak
Yatağında uyurken bizden,
Nerden haberi olacak.”

Bu söz Ömer’in
Yüreğini, öylesine yaktı.
Hiç beklemeden
Oradan hemen kalktı.
Doğru hazineye gitti,
Aldı bir çuval unu
Yüklendi sırtına,
Taşıdı eve kadar onu.
Ürkek ürkek masumlar
Ömer’e baktı.
Ömer, tencereye biraz su biraz un
Nefis bir çorba yaptı.
Sonra elleriyle
Yetimleri doyurdu.
“Bu halinizi halifeye
Bildirin diyordu.”
Kadıncağız öyle memnun oldu,
Öyle içten dua etti:
“Allah Ömer’in yerine
Seni halife yapsın.” dedi.
5.05.07
……………………………………………………………………………………

ÜZÜM KUŞLARI

Üzüm kuşları her bahar,
Şenlendirir bağımızı,
Sesler birbirine girer,
Bizde geçirirler yazı.

Uçarlar üzüm kuşları,
Asmalardan Melengiç’e.
Üzüm kuşlarının ötüşü,
Rüyamı süsler her gece.

Üzüm kuşları bahçede,
Konar incirden narlara.
Ekim ayına girmeden,
Gider başka diyarlara.

Hep gider üzüm kuşları,
Boyun eğer öyle kalır,
Hayallerim gerçeklere.
Her güz beni hüzün alır.

Tekrar baharı beklerim.
Nasıl geçer uzun kışlar.
Hayat bu, belli mi olur?
Acep gelecek mi kuşlar?
30.04.06

…………………………………………………………………………………
BİZİM YAYLAMIZ

Gezer körpe kuzular,
Çiçek çiçek arı vızılar,
Kelebek gibi uçar kızlar,
Bizim yaylamızda.

Kuşlar baharı bekler,
Yamaçta öter keklikler,
Birbirine karışır renkler
Bizim yaylamızda.

İnsanın içi kaynar,
Çocuklar çimende oynar,
Bu böyledir her bahar
Bizim yaylamızda.
8.05.07

………………………………………………………………………………….

ÇOCUĞUN EZANI

Bir ezan
İncecik,
Okuyan
Bir çocuk.

Gök kubbe
Çınladı.
Vadiler
İnledi.
Cemaat
Dinledi.

Şaşırdı
Her amca,
Çocuğu
Görünce.
Dedi ki:
İçinden
Birisi
“Hay Allah
Demek sen…
Maşallah.

Ezanı
Kimlerden,
Nerede
Öğrendin?

Dinledim
Hepsini.
O güzel
Sesini.

Canlandı
Anılar,
O eski
Zamanlar.

O günler
Çocuktum
Sen kadar
Var yoktum.

Ben de bir
Zamanlar,
Okurdum
Ezanlar.

Yaşlıyım
Artık ben.
Dinlerim,
Oku sen.

Gerçekten
Mest ettin,
Gönlümden
Pas sildin.”
Yaşlıca
O amca,
Hep o, gün
Boyunca:

Alnın ak
Olsun
Yolun pak
İşin hak
Olsun diye
Dua etti.

5.05.07

………………………………………………………………………………….

ÇOCUKÇA

Islanırdık
Yağmurlarda.
Her baharda
Sokaklarda.

Yollar tenha,
Vakit akşam,
Islar yağmur,
Sırılsıklam.

Islanırdık
Kokusuyla
Toprakların.
Düşünmezdik
O günlerde
Nolur, yarın.

Çiçeklerden
Hanımeli,
Burcu burcu
Koku seli
Sarardı her
Yanımızı
Isıtırdı
Kanımızı.

O akşamlar,
Yok, mu, ah, ah…
Olmasaydı
Keşke, sabah.

Çocukça bu…
Zevki ayrı.
Yaşanmıyor
Onlar gayrı.
10.01.07

……………………………………………………………………………………….

İSLAM’IN ŞARTI

İslam’ın şartı
Beş dedi, dedem.
Parmaklarıyla
Bir bir saydı hem.

Dedi ki;
“İlki şahadet
Etmek, Allah’a,
Ve Peygambere.
Bitmedi daha…

Sonraki, dinin
Direği namaz.
Bu ergin olan
Her Müslüman’a farz.

Diğeri oruç,
Sahurla başlar.
Yeme içme yok
İftara kadar.

Hacca gelince,
Hayatta bir kez
Gitmek Kâbe’ye.
Zenginlere farz.

Beşinci şartı,
Zekât vermektir.
Zengin fakiri
Görsün demektir.”
26.04.07

 …………………………………………………………………………………
LEYLEKNAME

Göçmen kuşları,
Baharla göçerler.
Türkiye’mizden
Yaz-güz geçerler.

Gökte leylekler,
“V” çizer uçar.
Önde gidenler,
Havayı açar.

Yorulduğunda,
Öndeki biri,
Geri çekilir
Ve dolar yeri.

Yaz başı uğrar,
Bize leylekler.
Hastalananlar,
Gitmez ve bekler.

Geri dönenler
Alır onu da ,
Devam ederler,
Dönüş yoluna.

Kanatlarının,
Ucu karalı.
Süzülür gider,
Değil, buralı.

Keyfini bozar,
Soğuk ve ayaz.
Gagaları uzun,
Tüyleri beyaz.

İncecik uzun,
Bacakları var.
Kınalı gibi
Ayakları var.

Kışın güneye,
Göçer leylekler.
Yazın kuzeye,
Geçer leylekler.

Soğuk sulardan,
İçer leylekler.
Rızkını gökten,
Seçer leylekler.

Serin yerlerde,
Yazı yaşarlar.
Soğuk düşünce,
Dağlar aşarlar.
Ve bulurlar bir,
Sıcak iklim.
Leylekler akılsız,
Kim diyebilir, kim?
3.05.06

………………………………………………………………………………….

ULU ÇINAR

Ben ulu çınar
İçim hep yanar.
Gözümde mazi,
Mahmur nazlı yar.
Gelip geçerken
Nice kervanlar
Benim gölgemde
Konakladılar.
Ben ulu çınar.
Masal kızına
Çevirdi kar.
Sevgili gibi
Sarardı bahar.
Ellerim göğ’e
Mevla’ya kalkar.
Zikre çağırır
Hafif bir rüzgâr.
Yapraklarımdan
Yükselir hular.
Ben ulu çınar.
Geçerken güz yaz
Allı turnalar
Başım üstünde
Mihman oldular.
Neşemdi kuşlar
Dosttu hayvanlar.
Âdemoğlundan
Şikâyetim var
Onlardan gayrı
Görmedim ağyar.
Göğsüme hançer
Vurdu insanlar.
O günden beri
Yüreğim kanar.
Artık sarardım
Gurbet bu diyar
Ben ulu çınar.

1 Haziran, 07.

…………………………………………………………………………………..
BABAYA HASRET

Sen yoksun bu bayram sabahı,
Hüzünlü dudaklarımda dualar…
Dağıldı cemaat, bitti bayram namazı.
Evlerine döndü babalar.

Bu bayram sabahı yoksun sen.
Küçücük yüreğimde bayramlar kadar büyük,
Çocuklar babalarının ellerini öperken,
Hasretin, yüreğimde taşıyamadığım yük.

Sen yoksun babacığım özlemin var.
O nasırlı ellerini öper koklardım olsaydın eğer,
Sensiz geçecek böyle daha kaç bayramlar.
Bayramların neşesi senmişsin meğer.

3.03.95

…………………………………………………………………………………
YOKSUL ÇOCUK

Dün bir çocuk gördüm sokak başında
Sırtında sandık, belki on yaşında
Sanki kırk yılı geride kalmış
Aklar vardı başında.

İncecik ceketinin sırtı yamalı.
Gözleri mahmur ve ağlamalı,
Sandık değil, hayat ezmiş,
Bilmem, kimlerin hamalı.

Usulca yanaştım yanına durdum.
“Yavrum nedir bu halin?” diye sordum.
Baktı gözüme, gözlerini silerek,
Dedi: “İlaç parası derdim.

Babam size ömür, askerde öldü.
Ağlamaktan anama, dert oldu.
İlaç gerek, metelik yok,
Çalışıyordum, patron kovdu”

Beraberce yürüdük adım adım.
Utandım…kırıldı kolum kanadım.
Anlattıkça o çileli halini,
Dinledikçe ben de ağladım.
09.05.93

………………………………………………………………………………..

KÜÇÜK ARKADAŞ

Haydi küçüğüm,
Geç olur yarın,
Bugünden tezi
Yok, ver kararın.
Israrla çalış
Ve azimli ol
Sen çalıştıkça,
Açılır her yol.
Gideceğin yol
Uzun, zaman az
Başka şansın yok,
Kımıldan biraz.
Azmin çocuğu
İbni Sinalar
Çocuğu, böyle
İster analar.
Bak herkes gider
Bir sen kalırsın
Zaman beyhude
Geçer, ağlarsın.
Hizmet bekliyor
Dinin devletin,
Senle yükselir
Ülken milletin.
Her gün ileri
Küçük arkadaş,
Tembel, şeytana
Olurmuş yoldaş. 15.07.07

……………………………………………………………………………………
MARTISIZ KÖY

Dağ koynunda köyümüz,
Kayalara sarılır.
Dağ,dere, tepelerden
Aşa aşa varılır.
**
Derelerde göletler
Bizim denizimizdi.
Pet şişeler yüzmezdi,
Suları tertemizdi.
Bir de kenarlarında
Su kuşları gezerdi.
Ak siyah tüyleriyle,
Martılara benzerdi.
**
Martı görmedim desem,
Şaşırır bazıları.
Yoktu bizim dağlarda,
Denizin su kızları.
2007

………………………………………………………………………………….

GELDİM ÖĞRETMENİM

Haziran başında uğurlandım,
Bir sabah, sevgili öğretmenim.
Sanki bir yıl oldu, geri geldim.
Burası sıcacık yuvam benim.

Şefkatli ellerin, tatlı dilin,
Aklımdan çıkmadı öğretmenim.
Al koy beni kalbinin içine,
İşte orasıdır benim yerim.

Başka bir yerde bana huzur yok,
Bir anne gibi özledim seni.
O soğuk karlı kış günlerinde,
Sıcacık kalbinle ısıt beni.

Sen olmazsan okul neye yarar,
Isıtmaz beni soğuk duvarlar.
Sesime ses vermez boş sınıflar,
Öğrendiğim her şeyde hakkın var.

2007.

…………………………………………………………………………………….

EMAN ALLAHIM

Ağız mühürlü,
Dil konuşamaz.
Çırpınsa insan,
Çıkmaz hiç avaz.

Sırlar çözülür
Eller dil olur.
Zaman mekân hep
Bir delil olur.

Gezen ayaklar
Şahit her yerde.
Hak divanında
Yok iz’e perde.

Ne müthiş bir yer
Aman Allah’ım.
O gün bizlere
Eman Allah’ım.
Yasin, 65. ayet.
30.12.07

………………………………………………………………………………..

FARKINDA MISIN?

Kaş ve gözünün,
Bir ay parçası
Güzel yüzünün
Farkında mısın?
Nurlu bakışın,
Parmak ucunda
İnce nakışın
Farkında mısın?

Her bir dokunun,
Gülün verdiği
Nefis kokunun
Farkında mısın?

Ayağın elin,
Hep hizmetkârın.
Tat alır dilin
Farkında mısın?

Anlamı derin,
Dinlediğin o
Hoş namelerin
Farkında mısın?

Bir bilebilsen,
Yok senin gibi
Bir âlemsin sen
Farkında mısın? 10.01.08
……………………………………………………………………………………….
YURDUM

Dağların bağrında
Erguvanlar açar
Mor eteklerinde
Sığırcıklar uçar.

Bin bir böcek konar
Beyaz üçgüllere
Meskendir bu diyar
Sarı bülbüllere.

Gezerken ovada
Renk renk kelebekler
Dağın zirveleri
İlkbaharı bekler.

Dağ tepeleri kar
Ovalarda bahar
Kar bahar iç içe
Hangi ülkede var?

Benim eşsiz yurdum
Ben seninle varım.
Benim senden başka,
Yoktur bir diyarım.
25.04.10

…………………………………………………………………………………

YALNIZLIK

Bir sonbahar sabahı
Hava berrak ve serin
Gökler gümüşten kubbe
Sükut kat kat ve derin.

Sessizliği yırtıyor
Bir yavru kedi sesi
Sokak başında şaşkın
Belliki yok kimsesi.

Koca şehir uyuyor
İkimiz sokaktayken
Galiba derdi olan
Yalnız kedicik ve ben.

Bu şehrin sokakları
İkimize mi mekan
İnsanlar içinde de
Yalnız kalıyor insan.

10.10.09

…………………………………………………………………………………….
GURBET

Hoş bir hüzündür,
İçimde gurbet.
Dinmez sızımdır,
İçimde gurbet.

Sonsuz hasrettir,
Yüreğimdeki
Devasız derttir,
İçimde gurbet.

Gurbete sebep
Bir ayrılıktır.
Ben, yaşarım hep
İçimde gurbet.

Acıya kardeş,
Ta derinlerden,
Yanan bir ateş
İçimde gurbet
Ben gurbetteyim,
Gurbette bende.
Ben ne edeyim
İçimde gurbet.

8.12.07

……………………………………………………………………………………

GÖNLÜM ŞEN OLUR BENİM

Kara kış buz, ne de yaman.
Yok zamana karşı koyan.
Sümbüller açtığı zaman,
Gönlüm şen olur benim.

Çiçek bürüse dağları,
Bülbül coştursa bağları,
Gelse o gençlik çağları,
Gönlüm şen olur benim.

Yüreğime kah kar düşer,
Kah zemheride nar düşer.
Ne vakit yadıma yar düşer,
Gönlüm şen olur benim.
22.01.12

……………………………………………………………………………………
TOPRAK VE ÇOCUK

Toprak, biz çocukların
Baharı olduğunu,
Söylüyor peygamberim.
Ondan böyle çamurlu,
Bu minicik ellerim.

Sen hiç oynamadın mı?
Sen de çocuktun anne.
Öyle kaşlarını çatıp bakma,
Bu çamurlu ellerime.

Bak! Kuru toprak bu,
Bu sefer çamur olmaz.
Anne, hani her şeyi temizlerdi su!
Bırak beni, oynayayım biraz.
04.02.12

………………………………………………………………………………………
BAYRAMDA ÇOCUKLAR

Her biri gül, çocuklar,
Hem de bülbül çocuklar.
Cıvıltı dillerinde,
Hediye ellerinde,
Bayramlarda çocuklar
Bayramları kucaklar.

Gülücük yüzlerinde,
Işıltı gözlerinde,
Melek gibi bakarlar,
Burcu burcu kokarlar,
Bayramlarda çocuklar,
Bayramları kucaklar.

O gün adam olurlar,
Bir arkadaş bulurlar,
Komşu komşu gezerler,
Yıldızlara benzerler,
Bayramlarda çocuklar
Bayramları kucaklar.

Çocukların bayramlar
O günleri ararlar
Silinmez hatıralar
Bayram kadar güzeller
Bayramlarda çocuklar
Bayramları kucaklar. 2011.

……………………………………………………………………………………..
GUGUKLU SAAT

Dedemden yadigar
Bir guguklu saat,
Hala duvarda
Çalışıyor rahat.

Saniyeler tik tak,
Zaman değirmeni,
Eriyor ömrümüz,
Gelmiyor hiç geri.

Hayatımız nefes
Sayısı kadardır.
Ancak hayatın da,
Bir hesabı vardır.

Zaman tik tak tik tak
Öğütürken bizi
Her şeyi açıklar,
O eksiksiz yazı.

Doğru yanlış hepsi
Okunur defterden
Hesap sorulacak
O günde her fertten.
23.3.12
……………………………………………………………………………………….

SALLANAN ELLER

Kimi zaman bir pencere ardından,
Sallanır bir el, ruhun okşar gibi.
Dolar gözün kalbinin feryadından,
Bir pınar kaynağından coşar gibi.

Neler hatırlatır, sallanan bir el,
Gardan, iskeleden, yahut trenden,
Gitme benimle kal, ya da sen de gel
Der sanki, yüreğin söker yerinden.

Kal, git, ayrılığın hep hüznü vardır.
Göz, göze sabitlenir ufka kadar.
Ufuktan ötesi, yaban diyardır.
İnsan gurbeti, hep içinde tadar.
20. 05.04

………………………………………………………………………………………..

ADAM GİBİ ADAM

Karalardan akı seçer,
Ak’tan ak’ı bulup geçer.

Bir fikri, bin kez düşünür,
Manalara dalıp geçer.

İlim irfan denizinden,
Nasibini alıp geçer.

Gönlünde yanan ışıkla,
Karanlığı delip geçer.

Her zorun bir kolaylığı,
Olduğunu bilip geçer.

Ömür dediğin şey ne ki,
Bahar gibi gelip geçer.

Güzel eserin yok ise,
Zaman seni silip geçer.
28.3.06

……………………………………………………………………………………

GÖNÜL GÖZÜ

Gözden gönüle
Bir yol var ince.
Göze ne hacet
Gönle girince.

Nurdan gönüle
Işık saçılır.
Sır aleminden
Kapı açılır.

Gönül, göz olur,
Perdeler kalkar.
İnsan varlığa
Oradan bakar.
5.06.07

………………………………………………………………………………………

MUHABBET

Gönül zengin olmayınca,
Varlıkta yokluk çekilir.
Muhabbetsiz gönüllere
Cimri tohumu ekilir.

İnsan bencil, insan yalnız
Nereye serkeş bu gidiş,
Muhabbete dönmeyince,
Haz vermez yapılan her iş.

Bereketler çiselenir
Muhabbetle; az, çok olur.
Kuru gönüller yeşerir,
Haset ve kasavet yok olur.

5.07.08.

………………………………………………………………………………………

GELİR GEÇER

Kısacık ömürde nice sahneler,
Bir rüya gibi gelir geçer.
Doğumla ölüm arası seneler,
Bir rüya gibi gelir geçer.

Zaman devadır nice elim derde.
Bir gün dönüşü olmayan ahirde,
Biter sahneler ve kapanır perde,
Bir rüya gibi gelir geçer.

Arzular bitmez hiç de gelmez sonu,
Ancak bir tek nefes, bitirir onu.
İnsanın, ömür denen ince yolu,
Bir rüya gibi gelir geçer.
2.10.98-Aşkabat.

………………………………………………………………………………………

ALLAH BOŞA YARATMAZ

La ilahe illallah,
Allah’tır tek yaratan
İnsanlar ve gökleri,
Lütfi ile donatan.

Allah der bütün varlık,
Her biri ona muhtaç
Eğer o vermez ise,
İnanın her canlı aç.

Lamba gibi bak güneş,
Latafet var her yanda
Allah yaratan, Allah…
Lakin, kimler farkında!

Lüzumsuz hiçbir şey yok,
Allah boşa yaratmaz.
Hu, hu, hu der zerreler,
Ulaşır ona niyaz.
25.03.12

…………………………………………………………………………………….

BİR YUDUM NEFES

Nefes hayattır.
Alıp vermesen,
Verip almasan
Sen ölürsün, sen.

Nefes hayattır.
Muhtaçtır herkes
Kurtarır bizi
Bir yudum nefes.

Nefes hayattır.
Hayat dediğin,
Bir nefes kadar
Yok, fakir zengin.

Nefes hayattır.
Her şeyi yutma!
Onundur her şey…
Onu, unutma.
28.03.12

…………………………………………………………………………………..

PENCERE PERVAZNDA

Pencere pervazına,
Ak bir güvercin konmuş.
Üstüne yağan karla,
Kardan güvercin olmuş.

Kar, ard arda iniyor,
Zavallının üstüne.
Kaybolmuş baş gövdede,
Gömülmüş tüylerine.

Beni fark eder etmez,
Yerinden hemen kaçtı.
Tedirgin oldu sonra,
Pır pırrr… göklere uçtu.

O da bir can taşıyor.
Ben sıcak evimdeyken
Bilmem nasıl üşüyor?
Düşündüm! O giderken.
31.03.12

……………………………………………………………………………………….

KAR TANELERİ

Savursa rüzgar,
Tutan bir el var.
Hiç karışmazlar
Kar taneleri.

En irileri,
Desen cümbüşü.
Örter kirleri,
Kar taneleri.

Bir bak fezaya,
Nasıl her şeyi
Boyar beyaza,
Kar taneleri.

Hep kışı bekler,
Savrulan sanki
Ak kelebekler
Kar taneleri.

Binbir emekle,
Kuş tüyü gibi
İner melekle,
Kar taneleri.
01.01.12

…………………………………………………………………………………….
SOHBET

Annem, babam, dedem ve ninem
“Sohbet, önemlidir derlerdi.”
Sonra toplayıp çocukları,
Uzunca sohbet ederlerdi.

Dedem tarihten bahsederdi,
O, Cihan Harbine gitmişti.
Birçok cephede görev almış,
Çanakkalede hap etmişti.

Çocuklar pür dikkat dinlerken,
Birisi, muziplik yapardı.
Sohbet, kahkahaya boğulur
Sonra, dedem de kopardı.

Dedem, şöyle derdi:”Ayarsız!,
Konuşanı dinlemez isen,
Birgün bir meclis huzurunda
Konuşursan dinlenmezsin sen.
Başkasına saygılı olmak,
Kendine saygı göstermektir.
Kendine saygısı olmayan,
Boşuna yaşıyor demektir.”
03.04.12

……………………………………………………………………………………..

KARINCA

Sarı, siyah, kırmızı
Çeşit çeşit karınca.
Nasıl çalışıyorlar,
Seyreyle, gün boyunca.

Hep gelir ve giderler,
Her biri bir şey taşır.
Boyundan büyük yükle,
Evlerine ulaşır.

Ya toprak altındadır
Saray gibi evleri.
Ya ağaç kabuğunda
O yazlık meskenleri.

Vinç gibi yüklenir
Küçücük ağzıyla,
Kocaman parçaları
Taşır, kağnı hızıyla.

Örnek alabilsek biz
Bütün karıncaları,
Onların ortak yanı,
Çalışkan olmaları.
05.04.12

………………………………………………………………………………………..

KİMDİR BU

Annesi Amine,
Babası Abdullah.
Peygamber gönderdi,
Onu Allah. Kimdir bu?

Sevgili eşinin
Haticeydi adı.
Ölünce, onu hep
Hatırlardı. Kimdir bu?

Oğlu vardı Kasım,
Kızı vardı Zeynep.
Bütün çocukları
Severdi hep. Kimdir bu?

Hasan ve Hüseynin,
Nur yüzlü dedesi,
Fatma ve Rukyenin
Öz babası. Kimdir bu?

Medinede kabri,
Herkese örnek kul.
Ona uy ve kurtul,
O son resul. Kimdir bu?
24.03.12
………………………………………………………………………………..

ÇARP TOPLA VE ÇIKAR

Seksen sarı at,
Doksan doru at,
Yüz tane kır at,
Nalı, mıhı kaçtır?

Yaz iki sekiz,
Bir de on dokuz,
Ekle, üç yirmi
Ve bir de otuz,
Tamamı kaçtır?

Yaz, iki seksen,
Ve bir de doksan,
Bunlar üç yüzden,
Kaç sayı noksan?
03.03.12

……………………………………………………………………………………

DİNİMİZ

Kolaydır dinimiz,
Buyuruyor ki
Peygamberimiz:
“Kolaylaştırınız.”

Zor değil, dinimiz
Buyuryor ki
Peygamberimiz:
“Zorlaştırmayınız”

Sevgidir dinimiz,
Buyuruyor ki
Peygamberimiz:
“Hep sevindiriniz.”

Hoş görür dinimiz
Buyuruyor ki
Peygamberimiz:
“Nefret ettirmeyniz.”

Buhari, İlim, 11

…………………………………………………………………………………..

SELAM

“İmansız cennete girilmez.
Sevmeyince iman edilmez.”

Dostluk önce, başlar selamla,
Korunur, hep güzel kelamla.

Gördüğünde dost, arkadaşın,
Der ki Peygamber: “selamlaşın.”

“Güvendir”, selamdaki mana,
Bir görevdir bu, Müslümana.
01.04.12

………………………………………………………………………………………

BİR TEBESSÜM

Hiç tebessüm yoksa eğer,
Hayat zindan, gece her yer.
Dertlere devaymış meğer,
Bir tebessüm, güzel bir söz.

Öfke, kin, kar gibi erir,
Tebessüm ta ruha varır.
Kuru gönüle can verir,
Bir tebessüm, güzel bir söz.

Bir gülümse kalmaz keder,
Tebessümle dertler gider.
Dinim hep tevsiye eder.
Bir tebessüm, güzel bir söz.

Karşılığı güzel sözün
Yumşaması katı özün.
Çaresidir asık yüzün,
Bir tebessüm, güzel bir söz.
07.04.12

……………………………………………………………………………………….

SU

Tüter toprağın kokusu,
Toprakla buluşunca su.

Kurumuş topraklara,
Can gelir ulaşınca su.

Yedi veren güller açar,
Köklerine koşunca su.

Bayram eder topraklar,
Çatlağa doluşunca su.

Göklerden bir rahmet iner,
Bulutta oluşunca su.

Çaylardan nazlı akarken,
Geçit vermez coşunca su.

Rahmet iken gazab olur,
Deryalardan taşınca su.

Fil’in aradığı gibi,
Arar minik karınca su.

Et, kemik ve kan zannetme,
İnsan, boylu boyunca su.

Bütün canlıların aslı,
Var oluşu, Kur’an’ca su.
13.04.12

…………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………

SILAYA HASRET

Şu gurbet elde de bağlanıp kaldım.
Sılama her zaman haberler saldım,
Göçmüş anam babam haberin aldım,
Çıkıp sılama varasım gelir.

En gözde konaklar virane olmuş,
Bülbüller gidince gülleri solmuş,
Şol bahçelerine baykuşlar konmuş,
Nolmuş sılama, sorasım gelir.

Eksilmeden artar hasret sılama,
Gurbet bilmeyen dost, beni kınama,
Sıla deyip de, tuz basma yarama,
Taşın toprağın sarasım gelir.

12.12.12
…………………………………………………………..

Yorum Yapın

You must be logged in to post a comment.

top