search
top

Ali Murat Daryal

Derviş Dede

Düşmeye gör şehri İstanbul’da
Ya nezarette, ya karakolda
Açarsın gözünü bir başına,
Kimse bakmaz gözünün yaşına.
İnsanlar mezar taşı kesilir,
Belki “vicdan”ın başı kesilir…
Çarpılırsın giderken düz yolda,
Kimse göremezsin sağda solda,
Bir anda her şey, olur ve biter
Kaşla göz arası çarpar gider.

Bir bu değil İstanbul’un derdi,
Ali Murat “İstanbul zoor” derdi.

İstanbul’u örtünce beyaz kar,
Çorapsız minik ayaklar donar.
Sokaklarda titreyen çocuklar
Niçin çıkarlar ki ufacıklar…
Ali Murat’ın yüreği yanar,
Çünkü onun da yetimleri var.

Hem ehli vicdan, hem ehli gönül,
Yetimleri birer gül o bülbül.
Baksan dışardan gamsız içi nar,
Yetimcikleri hep arar sorar.

Ensar’dı, fakat kimse bilmezdi,
Sıradan fani, fark edilmezdi,
Bir mazlum duydu mu, hiç gülmezdi
Yetim gördü mü, ahı dinmezdi.

O modern zamanların dervişi,
Davasına hizmetti her işi.
Kimi deli dedi, kimi meczup,
Hesaplaşma gününü unutup.
Her bir âdem şahsına münhasır,
Mizaçları efaline yansır.
O böyle garipçe bir adamdı.
Tanımayanlar onu sığ sandı.

Şimdi yetimleri ne yaparlar
Kimlerin yollarına bakarlar
O derviş dedeleri artık yok
Yavrucaklar yarı aç yarı tok,
Nasıl uyusunlar geceleri,
Kim tıklar isli pencereleri,
Beklerler uzanacak bir eli,
Çıkar mı bir meczup ya da deli!

160317 ekremözbay

Yorum Yapın

You must be logged in to post a comment.

top