search
top

S. Ahmet Arvasi

(15 Şubat 1932-31 Aralık 1988)

MEHMET MURAT ARVASİ BEY İLE SEYYİD AHMET ARVASİ HOCA ÜZERİNE HASBİHÂL

Türk-İslam davasına gönül vermiş, çileleri zevk edinmiş ve hayatını buna adamış değerli fikir adamı Seyyid Ahmet Arvasi’nin farklı yönlerini bir de oğlu Mehmet Murat Bey’den dinlemek istedik. Bu maksatla hasbihal eyledik.

– Efendim merhaba, Murat Arvasi kimdir, kısaca tanıyabilir miyiz?

Murat Arvasi: Öncelikle şunu söyleyeyim: İsmimin başında Mehmet’i de vardır. Mehmet Murat, Rahmetlinin biri hayatta olmayan altı evladından dördüncüsüdür. 13 Haziran 1960 Balıkesir’in Savaştepe İlçesi doğumludur. Yıldız Teknik Üniversitesi mezunu olup, Harita Yüksek Mühendisidir. Evli ve dört çocuk babasıdır.

– İsminizi eksik söylediğim için özür dilerim. Hatırlattığınız için de ayrıca teşekkür ederim. Size Seyyid Ahmet Arvasi kimdir diye sorulsa bir iki cümleyle nasıl özetlersiniz?

Mehmet Murat Arvasi: Tahsilini aldığı mesleği, branşı istikametinde, hayatını Türk ve İslam Âleminin, hatta hakikatleri aramada samimi olmak şartıyla tüm insanlığın dertlerinin, sıkıntılarının, problemlerinin çözümüne adamış, her iki cihan saadeti için büyük emek ve çaba vermiş ve bu yolda büyük manevi mertebelere ulaşmış, büyük bir ilim ve tefekkür adamıdır.

– Türk ve İslam âleminin dertlerini, problemlerini omuzlarında hisseden ve bunların çözümüne kendini adamış olan Arvasi Hoca nasıl bir babaydı?

M. M. Arvasi: Müşfik, cömert, anlayışlı, ailesinin sorunlarıyla ilgilenen, hatta yüzümüzden dahi anlayıp öğrenmeden bizimle ilgisini kesmeyen, misafirperver, sıla-i rahme önem veren, arkadaşlarına vefalı, dert ve sıkıntı zamanlarında dostlarını arayan, hatta ziyaretine giden, evde neşelenmeyi ve neşelendirmeyi seven, güzel fıkralar anlatmayı ve dinlemeyi seven, torunlarıyla gezmeyi, dolaşmayı, onlara oyuncaklar, kitaplar almayı seven… Özetle sünnete uygun yaşamaya itina eden bir babaydı.

– Mehmet Murat Bey, babanızla ilgili unutamadığınız anılarınızdan birini bizimle paylaşır mısınız?

M. M. Arvasi: Aslında o kadar çok anılarımız var ki, hangisini anlatayım. Ama 12 Eylül 1980 öncesi Fikirtepe Eğitim Enstitüsünde gece derslerine giderken her gün kefenini giyer gibi gidişini, 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında ise Ankara’ya götürülüşünü hiç unutamıyorum. Ankara / Mamakda saçı, sakalı ve bıyığının kesilmiş halini unutamıyorum, Ankara / Mamakda, Ülkücü gençlere yapılan işkence ve atılan dayakları anlatırken gözünden akan yaşları unutamıyorum, Aslında, rahmetli Allah yolunda çok çile çekti.

– Aslında daldan dala atlıyoruz ama gençlere örnek olması noktasında soruyorum, Arvasi Hoca bir gününü nasıl değerlendirirdi?

M. M. Arvasi: Sabah namazlarına her gün erkenden kalkar, sabah namazını kıldıktan sonra Kur’an-ı Kerim’ini okur, kahvaltıdan sonra her gün Türkiye Gazetesinden gelen bütün dergileri ve günlük gazeteleri inceler, televizyon ve radyo haber saatlerini de kaçırmazdı. Günün olayına göre yazacağı makaleye karar verir ya da fikir yazısı yazacaksa toplumda gördüğü önemli probleme göre kütüphanesinden seçerek aldığı kitaplara dalar, sonra da daktilosunun başına otururdu. Yazı işi bittikten sonra genellikle öğleden sonra annemle alışverişe çıkardı. Akşamları ise ya misafirleri veya gençler gelirdi. Gelmez ise kâh ailesi ile ilgilenir kâh televizyondaki haberleri veya önemli olaylara dair yapılan açık oturumları takip eder, yorumlarını bizimle paylaşırdı.

– Sizce Arvasi Hoca’nın en hassas olduğu konular nelerdi?

M. M. Arvasi: Türklüğün ve İslam’ın düşmanları bu milletin çocuklarını “bin küsur yıldan beri dosdoğru yolda yürümüş, büyük hizmetler yapmış” olan ecdadının yolundan sinsice ayırmaya, ya da bölmeye, çatıştırmaya çalışmaları…

– Arvasi Hoca’nın yapmayı en çok istediği, fakat ömrü vefa etmediği için gerçekleştiremediği bir projesi var mıydı?

M. M. Arvasi: Aslında rahmetlinin tek projesi vardı, o da: Özünü, milli ve manevi kimliğini kaybetmemiş, temelini şanlı ecdadının yolundan ve eserlerinden almış, her meslek ve branşta tahsil almış, seçtiği branşta yükselmiş, devlet veya siyaset adamı, iş adamı, sanatkar, doktor, mühendis… olup, vatanına, milletine, dinine, ailesine, dindaşına, kültürüne, medeniyetine… hizmet eden, mazlum milletleri de hatta tüm insanlığı da zulüm ve karanlıklardan kurtaracak, özetle başta Türk ve İslam Alemi olmak üzere tüm cihanda her iki cihan saadetini tesis etmeye çalışan nesiller yetiştirmekti.

– Bu projesini istediği şekilde gerçekleştirmesine ömrü vefa etmediyse de Rahmetli bu yolda önemli mesafeler kat etmiştir. Ayrıca rahmetlinin hocalığı hala devam etmektedir. Çünkü onun fikirleriyle bugün birçok genç aydınlanıyor. Bu bağlamda Arvasi Hoca’nın Türk gençliği tarafından çok sevilmesinin nedenlerinden birkaç tanesini belirtir misiniz?

M. M. Arvasi: Öncelikle şunu ifade edeyim ki: sevgi, büyükten küçüğe doğrudur. Yani, gençlikteki sevgi, aslında, rahmetlinin gençlere duyduğu şefkatin aynadaki yansıması gibidir; dolayısıyla, söz konusu sevginin asıl kaynağı rahmetlidedir.
İkinci husus: rahmetli, gençlerin fıtraten idealist ve duygularında samimi bir dönemde olduğunu ifade etmişlerdi. Dolayısıyla, gençler samimi insanları hissettiklerinden, rahmetlideki samimiyeti gördüklerinden sevmektedirler.
Üçüncü husus: Gençlik, gelecek demektir. Allah rızası için, dinini yaymak için, tevazu edip gençliğin seviyesine ineni Cenâb-ı Allah daha çok yükseltecektir.
– Efendim, zamanınızı ayırıp bu değerli bilgileri bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ederim.
5 ocak 2012 ekremözbay

Yorum Yapın

You must be logged in to post a comment.

top